SAVAŞ

Boş zamanlarınızda kitap okumayın

Masumiyet Müzesi – Orhan Pamuk

Posted by savaska Aralık 13, 2011

Masumiyet Müzesi – Orhan Pamuk, İletişim Yay. 592 sayfa

Pamuk’u okumamış, okumaya çalılıp okuyamamış okuyucu için bir başlangıç romanı olabilir, Masumiyet Müzesi. Masum olan bir eşyalardı, onları da aldım müzeye koydum, mu diyor yazar… Bir Yeşilçam melodramı, zengin oğlan-fakir kız aşkı, Orhan Pamuk’un okuduğum en kolay romanı. Bilinçli bir seçimle, bir “Türk filmi” romanı yazmış Pamuk… Abi bunun filmi yapılmaz!!!

Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: Kitap | » yorum bırak;

Aşkın Metafiziği – Arthur Schopenhauer

Posted by savaska Aralık 9, 2011

  “Aşk nedeniyle evlenen, acılar çekerek yaşamak zorundadır.” der bir ispanyol atasözü..

Aşkın Metafiziği – Arthur Schopenhauer, Bordo-Siyah yay. Çeviren:Veysel Atayman, 83 sayfa

“Esasen kadını, erkeğin kuvveti ve buna bağlı cesareti elde eder; çünkü bu özellikler, sağlam çocukların ve ynı zamanda da onların cesur bir koruyucusunun var olacağının belirtisidirler.”

“herkes karşısındakinde kendi yoksun olduğu yanları sever.”

Aşk…

Yazı kategorisi: Genel | » yorum bırak;

Beyaz Kale – Orhan PAMUK

Posted by savaska Aralık 9, 2011

 ”Kendi içimizdekini aramak, kendi üzerimizde o kadar uzun boylu düşünmek mutsuz edermiş bizleri.Benim hikayemde insanların başına gelen de buymuş işte: Bu yüzden kahramanlar kendileri olmaya bir türlü katlanamıyor, bu yüzden hep bir başkası olmak istiyorlarmış.”

Beyaz Kale – Orhan PAMUK, İletişim yay, 193 sayfa

Orhan Pamuk’un “Kanuni Devrinde İstanbul”ndan alıntılarla yazıp 1985 yılında yayımladığı tarihsel bir romandır.Romanın konusu 17. yüzyılda İstanbul’da geçer. Napoli’ye yapmakta olduğu bir deniz yolculuğu sırasında Osmanlı korsanları tarafından tutsak edilen bir Venedikli İstanbul’a getirilerek köle olarak satılır. Venedikli kölezamanda karşılaşırlar. Henüz Osmanlı çağının gerisinde değildir yine henüz Avrupa Osmanlının çok ilerisinde değildir. Bulundukları coğrafyada desenleri farklı olsa da bilim adamları (bir diğer deyişle soru soranlar, sorularına bilimsel yanıt arayanlar) aynı hurafelerle başa çıkmak zorundadırlar. Hoca’ya göre; “İnsanlar aptaldır, bilime hakettiği önemi vermezler. Bilimden çok hurafeler ilgilerini çeker ve inanırlar.” Aslında batı da yaşanan bu dönemde durum çok da farklı değildir.

Kısa tutulmuş roman, zekice bir kurguya sahiptir. İnsanlar ve yerler her ne kadar iki yüzyıl öncesinde olsa da, okuyucu -hangi ülke, hangi kültürde yaşarsa yaşasın- bugünü ve bu yeri algılar. Bugünü ve bu yeri algıladıktan sonra Hoca’nın sorusuyla başbaşa kalır “Ben kimim?”.

İhsan Oktay AnarIn Suskunlar, Puslu Kıtalar Atlası tadında bir roman…

Yazı kategorisi: Kitap | » yorum bırak;

Domuzları Tekmeleyen Çocuk – Tom Baker

Posted by savaska Aralık 9, 2011

Domuzları Tekmeleyen Çocuk – Tom Baker,  ALTIKIRKBEŞ YAY. 2010, 112 sayfa, Türkçesi, Oya Yalçın..

“polisler de doktorlar da zevk düşmanıdırlar.”

Cumartesi, 13 Haziran. Ve Robert Caligari bugün ölecek. Harikulade bir gün. Saat sabah 6:45. Hayatta olduğunuza sevindiğiniz günlerden biri. Ve bugün Robert Caligari’nin öleceği gün.
13 yaşında ve Dörtbinyediyüzkırkbeş günü aynı küçük kasabada geçirdi ve bugün, 13 Haziran’da ölecek. Bunu bilmiyor; henüz yani.
Tom Baker’dan, yıkıcı, korku-fantezi eğlenceli bir kült kitap! (ARKA KAPAK)

Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: Kitap | » yorum bırak;

AZ – HAKAN GÜNDAY

Posted by savaska Aralık 9, 2011

 “Bazı insanlar böyledir. Diğerlerine göre çok daha kırılgan olurlar. Ölümü sırtlarında bir çanta gibi taşıyıp yorulduklarında önce onu açarlar.”

Az – Hakan Günday, Doğan Kitap, 2011, 355 sayfa…

Bugüne kadar okuduğum Türk romanları içinde bambaşka bir roman…. İlk bölümün bazı sayfalarını okurken çok zorlandım, “şiddet” çok sert anlatılmış, bazen Melia P. bazen Bir Rüya İçin Ağıt’a gönderme mi yapmış yazar diye düşündüm… Okumakta çok zorlandığım bölümler oldu, özellikle cinsel şiddetle ilgili bölümler çok hızlı okut-yup geçtiğimi belirtmeliyim. Fazlaca tesadüf var romanda, tanzimat dönemine mi döndük dedim bazen… Ancak yazarın bunu bilinçli yaptığına inandım sonra, bu kadar şiddeti anlatırken, “bu kurmaca, aldırmayın o kadar, bir masal anlatıyorum size, bir korku masalı” demek istemiş belki…  Romanın ikinci bölümünü çok sevdim, bir destan, Derda bir destan kahramanı, koca bir kahramana yaslamış yazar Derda’yı, OĞUZ ATAY’a… İki Derda, iki yaşam, bir noktada kesişmişler… Popülizmi eleştiren popülüst bir roman, postmodern bir masal… Kadına şiddet, dini şiddet, yoksulluğun şiddeti… Hakan Günday’la tanıştık nihayetinde…

“Çok olmadığımız kesin/ Çok olan tarafta değiliz/ Çok olan tarafta olmayacağız… İtirazın İki şartı/Nevzat Çelik” roman bu alıntıyla başlıyor… Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: Kitap | » yorum bırak;

Bay Muannit Sahtegi’nin Notları – Vüs’at O. Bener

Posted by savaska Kasım 16, 2011

Bay Muannit Sahtegi’nin Notları – Vüs’at O. Bener , YKY, 2010, 81 sayfa

“Yine ölgürgen bir intihar sabahı…” diye başlayan anlatı. Günlük, roman, tarihe düşülen notlar, günlük yaşamın kafkaesk ayrıntıları. Kendi kendine konuşan bir anlatıcı, ordan burdan, ama bir bütün içinde.

Bay Sahtegi’den Fatoş’a;
bağışlaması dileğiyle sunu yerine:
(bilmiyorum nedir bu sende olan, bu kapayan ve açan; yalnız
anlıyor içimde bir şey
gözlerinin sesini güllerden derin olan)
kimsenin
yok, yağmurun bile, böyle küçük elleri
e.e. cummings  (yağmurun elleri-yeni türkü)

“yine öldürgen bir intihar sabahı, yirmi miligram nobraksin almama karşın, ellerimin titremesini önleyemiyorum, kaydın bay muannit sahtegi, yapma, seni konuşmak değil, yazmak kurtarır derken, yani günlük adı altında ilk üç beş tümcenin yazıldığı günden tam üç ay sonra, yeniden başlamayı deniyorum.” (s.9).

bir kış daha dayanmalıyım. altmış beş yaşımı doldurabilsem ikinci emekliliğimi kimse yadırgamaz sanırım artık. ölümü beklerim sessiz sedasız köşemde. yollarda yığılıp kalıverecekmişim gibi geliyor bana. gözlerimin altı torbalandı. ölüm nasıl beklenir? param yeterse rakı içerek, gece-gündüz birbirine karışır… aragon’du yanılmıyorsam bu yöntemi benimseyen. ben de aragon’um ya! alkışlarla alkışlarla geçivermedi hayat!” ( s.81) Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: Kitap, Yazar | » yorum bırak;

Buzul Çağının Virüsü – Vüs’at O. Bener

Posted by savaska Kasım 13, 2011

Hep kıskandın kendini, kendinden canım aptalım benim. SEN HEP YANILGI VE YENİLGİLERDEN OLUŞTUĞUN İÇİN YAŞAYABİLENSİN”(s.35)

Buzul Çağının Virüsü – Vüs’at O. Bener.  YKY, 2010, 217 sayfa

“Denizdi bakan sabaha, yorgun, ağır, derin, kırışık, eskimesiz, çoğalmayan ve çoğaltmayan. O bile ölürdü ha? Sokuldum ısıyı oluşturan, dokunan, dokunabilmeyi bilmez ellerine. ‘Acımasız olma bunca.’ İşte, buzul çağının virüsü olmaya çoktan razıyım. Ya da ölüm mantıksa, o bile ölürse, biz neden yaşayalım? O bile ölüm öncesi ölüm bilincindeyse..” (s.80)

“Aklın sonsuzda sınırlanması, kendini bilmesindeki sınırlılık değil midir?” (s.57)

“Yaşayamamak da yaşamaktır.”

“Dipnot: Öpmek de yazılamıyor ki, bağışla.”

yeniden, sonra yeniden okumalıyım bu kitabı…. Vüs’at O. bener, ben burdayım, sen nerdesin ey okuyucu…. diyor her satırında romanın. Alışılmış bir roman değil. Bir anlatı şiir. Şiir ormanında bir gezinti geçmişe.

Ekşi sözlükte buuzl çağının virüsü.

Aşağıdaki metin, mavimelek adlı siteden alınmıştır.

Buzul Çağının Virüsü’nde Bir Dönemin Panoraması” | Tuğçe Ayteş

“GEREKİRSE SİLERİM GÖZYAŞIMI”

Uçtum gene, o hiçbir doluluğa sığmayan boşluğa. Lambalar yakılmalı değil mi içimde? Korkma büyüt alevi, ‘niçin’iyle başbaşa kalsın, sürdüremez olsun yanıtsızlığını.
Buzul Çağının Virüsü / Vüs’at O. Bener Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: Kitap, Yazar | » yorum bırak;

Buzlar Çözülmeden – Cevat Fehmi Başkut

Posted by savaska Ekim 29, 2011

Buzlar Çözülmeden – Cevat Fehmi Başkut, İnkılap ve Aka, 1965, 171 sayfa + sahne fotoğrafları, 3 perdelik komedi.

“Buzlar çözülmeden yapılacak çok işimiz var.”

Bir memleketi deliler, akıllılardan daha iyi yönetir. Çünkü deliler düzenbaz değildir. Hacı hoca geçinip mülkiyeti kutsamazlar, halkın rızkına göz koymazlar. Komedinin ana konusu böyle özetlenebilir. Komedi mi sadece, 2011 Türkiyesine bir gönderi, Cevat fehmi’den…

Türk tiyatro tarihinde adı klasikler arasında geçen Buzlar Çözülmeden, 1965 yılında Cevat Fehmi Başkut tarafından kaleme alınmıştır. Eser, bugüne kadar birçok tiyatro topluluğunca sergilendi. Ayrıca, kitap halinde yayımlanan Buzlar Çözülmeden, özgün adıyla ve Deli Deli Küpeli adlarıyla sinema filmi olarak çevrildi.  Ayrıca Buzlar Çözülmeden (1965)

27 Mayıs Darbesi sonrasında, yeni şekillenen ülke yapısı içinde, yolsuzluk, sömürü ve yoksulluğun egemen olduğu ve zor kış koşulları nedeniyle yollarının kapanmasından dolayı dünyadan kopan bir kasabaya yeni bir kaymakam atanmıştır. Gelen kaymakam, farklılığını ortaya koyduğunda, mevcut gidişi değiştirmeye çalıştığı görülür. Kasabadaki ağalara, karaborsacılara, fahişelere, softalara “dur” diyen yeni kaymakam, değişik biridir. Dürüst ve tarafsız yaklaşımıyla sorunların çözülebileceği mesajını veren kaymakam, aslında akıl hastanesinden kaçmış bir “delidir”. Olaylar traji – komik anlatımla gelişir. (alıntı)

Cevat Fehmi Başkut   (d. 1905Edirne, ö. 15 Mart 1971, İstanbul)   Oyun yazarı, gazeteci. Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: film, Kitap, tiyatro, Yazar | » yorum bırak;

Hernani – Victor Hugo

Posted by savaska Ekim 28, 2011

Hernani – Victor Hugo, Mitos-Boyut, 2009,156 sayfa, Türkçesi: Gülay Oktar Ural

“Dinleyin şimdi.
Üç aşık var hikayede:
Bir kral, adamlardanbiri
İdamlık bir haydut ikincisi,
Ve bir dük diğeri.
Fethetmeye çalışmakta her biri
Aynı kadının kalbini.
Peki kim kazanıyor dersiniz sonunda?
Haydut tabii ki.” (s.130)

Don Carlos, kral olur ve vazgeçer Dona Sol’den, Hernani’yi dük yapar, mutluluklar diler Hernani’ye.
Dona Sol’un amcası Don Ruy Gomez, memdun olmaz bu duruma, çünkü o da evlenmek istemektedir öz yeğeniyle.

“Aşk ve para
Hileli zar kullananlarındır daima.”(s.130)

“En çok hatırlayan, kanlı bir yara taşıyandır göğsünde
Zalim unutur ettiği hakareti,
Hakarete uğrayanınsa fırtınalar kopar yüreğinde.”(s.124) Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: Kitap, tiyatro, Yazar | » yorum bırak;

Gözlerim Sığmıyor Yüzüme – Derman İskender Över

Posted by savaska Ekim 16, 2011

 Gözlerim Sığmıyor Yüzüme – Derman İskender Över, Sel yay, 2010,127 sayfa

Gözlerim Sığmıyor Yüzüme, Cangüncem’in Gri Sayfalarına Şavkı Düşer Halkımın, Şehsuvar, Yüreğim Sığmıyor Yeryüzüne, Kerem ile Şule’nin Ayrılık Sensonisi… içindekilerdir.

Bir Martıyı Ağlattın Sen

bir martıyı ağlattın işte
bir çocuk garanti intihar eder artık
kütür kütür küfrediyor gece imanıma
bir yaprak kırılıp suya düşüyor
su yaralanıyor su kanıyor şelale!

ah nasıl titredim tensiz
bir piyanist büküldü sanki
kesişen ayrışık doğrular gibi
çarpışıverdim yüzünle. Yüzün
öyle düzgün suna bir elyazısı
yüzün yüzüme aksedince
yüzün ayna alnımda Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: Kitap | » yorum bırak;

 
Follow

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 558 other followers