Ses ve Öfke – W.Faulkner
Yazan: savaska Ekim 22, 2008
Ses ve Öfke: William Faulkner
Çeviren: Rasih Güran
Yapı Kredi yayınları 2008
294 sayfa
““Her romancı önce şiir yazmak ister, yazamadığını görür ve roman yazmayı dener.” ” William Faulkner
Dört bölümden oluşan romanın her bölümü farklı anlatıcılar tarafından anlatılıyor. Zaman, görünürde dört gün. Ancak ileri ve geri sıçramalarla zaman genişliyor. Romanın ilk iki bölümünde olayların oluş sırasına dikkat edilmemiş, bu yüzden bu bölümleri okumak zor. Romanda çağrışımlara önem verilmiş, Benjy ve Quentin’in bölümlerinde. “Caddy ağaçlar gibi kokuyordu.”(Benjy). “Kız kardeş”(Quentin)
Alıntı: Roman, ayrı ayrı bakış açılarıyla anlatılır ve dört bölümden oluşur. Bilinç akışı tekniği ile yazılmıştır.(Yazar, kahramanların bilincinden akan olayları müdahale etmeden sunar). Birinci bölüm, 7 Nisan 1928′de Benjy’nin zihninden olayların anlatılmasından ibarettir. İkinci kısım, 2 Haziran 1910′da Quanten’in intihar öncesi yaşadıklarının onun zihninden yansımasıdır. 6 Nisan 1928′de Jason’in bakış açısıyla anlatılanlar üçüncü bölümü oluşturur. 8 Nisan 1928′de Paskalya günündeki olaylar ise yazarın bakış açısıyla anlatılır.
WILLIAM FAULKNER
William Faulkner, Amerika’nın Missisippi eyaletinin önde gelen ailelerinin birinin çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. Düzenli bir eğitim hayatı olmamıştır. Yazar olmaya azmetmiştir, ikinci romanı Ağustos Işığı’ndan sonra şöhrete kavuşmuştur. Sakin bir insan olan Faulkner, gösterişten uzak yaşamayı tercih etmiştir. Hayattayken Nobel Ödülü’ne layık görülmüştür.
SES VE ÖFKE
Roman, ayrı ayrı bakış açılarıyla anlatılır ve dört bölümden oluşur. Bilinç akışı tekniği ile (Yazar, kahramanların bilincinden akan olayları müdahale etmeden sunar.) yazılmıştır. Birinci bölüm, 7 Nisan 1928′de Benjy’nin zihninden olayların anlatılmasından ibarettir. İkinci kısım, 2 Haziran 1910′da Quanten’in intihar öncesi yaşadıklarının onun zihninden yansımasıdır. 6 Nisan 1928′de Jason’in bakış açısıyla anlatılanlar üçüncü bölümü oluşturur. 8 Nisan 1928′de Paskalya günündeki olaylar ise yazarın bakış açısıyla anlatılır.
Başlıca Kahramanlar:
Jason Campson: Campson ailesinin reisidir. Alkolik, sorumsuz, zayıf karakterli bir insandır. Ailesine düşkün olmakla birlikte onlara bir hayrı dokunmaz.
Caroline Bascomb Campson: Jason’ in karışıdır. Bencil, yalnızca kendini düşünen, çocuklarıyla ilgilenmeyen bir kadındır. Evlatları arasında Jason’ı daha çok sevmektedir.
Quantin Campson (3): Ailenin en büyük çocuğudur. Harward Üniversitesinde öğrenim görmektedir. Huzursuz, kendisine varlıkla ilgili sorular soran, cevaplar bulamayan bir kişidir. Sonunda intihara sürüklenir.
Candace Compson: Ailenin tek kız çocuğudur. Güzel, fedakâr bir kızdır. Aile içinde Caddy ismini kullanır.
Jason Compson: Üçüncü çocuktur. Kaba, paraya düşkün, bencil bir insandır.
Benjy Compson: Ailenin son çocuğudur. Geri zekâlıdır. Kardeşi Caddy’ye aşırı düşkündür.
Miss Quanten: Caddy’nin 17 yaşındaki havaî kızıdır. Ananesi, dayısı Jason ve Benjy ile yaşar. Güzel, asi, ahlaksız bir kızdır.
Maury Amca: Bayan Campson’ın erkek kardeşidir. İşsiz, zevkleri için yaşayan bir tiptir.
Dalton Arnes: Caddy’nin sevgilisidir. Romanda üstü örtülü olarak Miss Quanten’in babası olduğu anlatılır. Egoist, ahlaki değerleri olmayan bir kahramandır.
Herbert Head: Caddy’nin kocasıdır. Hilekâr, zengin biridir.
Dilsey: Compsonların zenci hizmetçisidir. Compson ailesini ayakta tutan bir kişidir.
Luster: Dilsey’in torunudur. Benjy’ye bakmaktadır.
Gerald, Spoade, Shreve: Quanten’in arkadaşları.
ÖZET
Benjy, 7 Nisan 1928 Şimdiki Zaman
Benjy otuz üçüncü doğum gününde, bakıcısı Luster’le golf oyunu seyretmektedir. Bu arada kız kardeşi Caddy’yi hatırlar. Luster de karnaval ücreti için gerekli olan 25 sentini kaybetmiştir. Onu aramaktadır. Bu yüzden, Benjy’yi yalnız bırakır. Benjy, yeğeni Miss Quanten’i karnaval tellalı ile öpüşürken görür. Luster de parasını bulamamıştır. Eve dönerler. Mutfakta Benjy’nin doğum günü pastası durmaktadır. Luster, Dilsey gidince Benjy’yi kızdırmaktadır. Fırında Benjy’nin elini yakmasına neden olur. Dilsey, Benjy’nin eline merhem sürer ve eline çok sevdiği Caddy’nin terliğini verir. Benjy ancak Caddy’nin terliğini eline alınca susmaktadır.
Luster, yemek anında Jason’dan para ister. Jason vermez. Miss Quanten’le Jason kavga ederler. Herkes yattığında, Luster, Benjy’yi yatak odasına götürür. Onu uyutmaya çalışırken Miss Quanten’in pencereden atlayarak kaçtığını görür.
Geçmiş Zaman
Sene 1898′dir. Bütün çocuklar henüz küçüktür ve bahçede oyun oynamaktadır. Caddy, bir ağaca çıkarak evdekilerin ne yaptığını görmeye çalışır. Evde büyük bir kalabalık vardır ve herkes somurtmaktadır. Caddy, kalabalığın eğlence için toplandığını düşünür. Oysa büyük annesi ölmüştür.
Benjy, kız kardeşi Caddy’yi çok sevmektedir. O yanında iken kendini iyi hissetmektedir. Bazı duyuları çok kuvvetli olan Benjy, Caddy’nin yağmur gibi koktuğunu düşünmektedir. Jason ise onun kâğıt bebeklerini kesmektedir.
Caddy on dört yaşına gelince makyaj yapmaya başlar. Erkek arkadaşlarıyla daha yakın ilişkide bulunur. Benjy, tüm masumluğuyla bu durumdan nefret etmektedir. Caddy, safiyetini yitirince Benjy ağlar, sürekli yıkanmak ister. Adeta
Caddy’nin kirini temizlemek istemektedir. Bir yıl sonra, Caddy evlenir. Caddy’yi gelinlikle gören Benjy ağlar. Caddy evden kocasıyla ayrılınca çok üzülür. Bir ay sonra, Harward Üniversitesinde okuyan Quanten ölür. Benjy kardeşini çok sevdiği için onun bu ölüm haberini duymasını engellerler. İki yıl sonra da babası ölür. Cenaze günü, annesi ile mezarlığa gider. Jason, babasının mezarına onlarla gelmez.
Quanten, 2 Haziran 1910
Şimdiki Zaman
Quanten, erkenden kalkar, sürekli saatin tik taklarını dinler. Saatinin camını kırar. Zaman kavramı üzerinde düşünür. Kiliseye gitmemek için yavaş hareket eder. Tıraş olur, temiz kıyafetler giyer ve dışarı çıkar. Yolda saatlerin zamanı doğru göstermediğini düşünür. Bir dükkândan üç demir ütü alır. Cambridge kasabasına gider. Ütüleri köprünün altına saklar. Köprüden bir fırına gider, simit alır. Küçük bir kız görür ve ona dondurma ikram eder. Çocuk, sürekli onu takip etmeye başlar. Kızın fırsatçı ağabeyi, onu, kızı kirletmekle suçlar. Mahkemeye çıkarılır. Kefaletle serbest bırakılır.
Quanten akşam odasına döner. Elbisesinin lekesini çıkarmaya çalışır. Arkadaşı Shreve’ye bir mektup yazar. Sürekli aklının takıldığı ve sırrını çözemediği saatini de ona bırakır. İntihar etmek için odasından çıkar.
Geçmiş Zaman
Quanten de Benjy’ nin hatırladıklarının aynını hatırlar. Quanten’in zihninde kız kardeşi Caddy’nin bir erkekle olan macerası derin bir iz bırakmıştır/Erkek arkadaşı Caddy’yi öpmüştür. Quanten otla kardeşinin yüzünü siler. Benzer bir olay Quanten’in de başından geçmiştir. Caddy, Quanten’e Taunu hatırlatarak onu kızdırır. Kavga ederler.
Quanten, bundan başka Caddy’nin Dalton tarafından kirletildiği günü hatırlar. Qunanten, Benjy’nin önsezilerini ve
koku duyusunun kuvvetini bilmektedir. O gün, Benjy’nin Caddy’den kirli bir koku duyarak inlediğini anımsamaktadır. Quanten, Dalton’u öldürmek ister. Tabancasıyla onu öldüreceği sırada, bayılır. Silah patlayınca, Caddy yanlarına koşar ve Dalton’u kovar. Bütün bu hadiseleri öğrenen Bayan Compson, kızını bir başkasıyla( Herbert’le) evlendirmeye karar verir. Quanten, düğünden önce Herbert’le tanışır; fakat onu hiç sevmez; âdeta kardeşini kıskanır. Quanten, Herbert’in kötü şöhretini bilmektedir. Kardeşini evlenmemesi için uyarır. Kendisiyle gelmesini ister. Caddy ona kızar.
Jason, 6 Nisan 1928
Jason, ailenin reisidir. Fakat o, sadece parayı düşünen, sorumsuz bir kişidir. Caddy’den sürekli para gelmektedir. Ama Caddy terk edilince para gelmemeye başlar. Bunun üzerine, Caddy’ nin yıllar önce kızı Quanten için ayırdığı çeki çalar. Jason, bununla da kalmaz. Annesinin onun için sakladığı bir dükkân hissesini de satar ve otomobil alır. Değişik işlere girer; fakat hep başarısız olur. Quanten’in hoyratlığı onu rahatsız etmektedir. Quanten’i sevgilisiyle yakalamak için uğraşır durur. Quanten’le uğraşmakla yetinmeyen Jason, Luster’i sinirlendirmek için biletleri yakar.
Paskalya, 8Nisan 1928
Dilsey, aileyi ayakta tutan tek kişidir. Kiliseden dönerken ev içindeki kaosu görür ve ailenin sonunun geldiğini düşünür. Onun düşüncesini doğrulayacak bir olay ortaya çıkar. Quanten, annesinden kalan yüklüce bir parayla kaçmıştır. Jason, onu yakalamak için Quanten’in karnavaldaki sevgilisini bulmaya karar verir. Karnavaldaki adamla kavga eder, yaralanır ve aramaktan vazgeçer.
Romanın sonunda Luster ile Benjy faytonla gezerlerken Luster atları hızlandırır. Benjy çok korkar. Jason’la karşılaşırlar. Jason, Luster’i tokatlar ve Benjy huzurlu bir şekilde elinde, sapı kırılmış nergis çiçeğine bakar. (http://www.edebiyatekibi.com/index.php?option=com_content&task=view&id=157&Itemid=29)
Amerikan Modernist yazarların babası sayılan Faulkner, rakip gördüğü Ernest Hemingway‘den farklı olarak, uzun ve karmaşık anlatımları benimsemiştir. Uyguladığı teknikler arasında bilinç akışı tekniği ve çoğul anlatı (multiple narration) teknikleri bulunur. 1930′larda Avrupa’daki deneysel geleneği izleyen ilk Amerikan yazarıdır.
25 Eylül 1897′de Mississippi’de doğan Faulkner, buradaki Güney geleneğinden oldukça etkindiği bir çocukluk gçirdi. Daha sonra hayatının büyük bir bölümünü geçirdiği Oxford’daki Lafayette kasabasına taşındılar. Eserlerinde bahsettiği “Jefferson” Oxford’u, “Yoknapatawpha kasabası” ise Lafayette’i temsil eder. Büyük-büyük babası William Clark Falkner Konfederasyon ordusunda görev yapmış, tren yolu yaptırmış ve adını Tippah kasabası yakınındaki Falkner şehrine verdirmiş Mississippi’nin önemli karakterlerinden biridir. Aile soyadları Falkner olmasına rağmen, büyük ihtimalle görevli memurun hatası sonucu Faulkner olmuştur. Liseyi terkettikten sonra bir işte tutunamayıp “wastrel” (defolu mal) olarak anılmaya başlanmıştır. 1918′de, iki ailenin Faulkner’ın ev geçindiremeyeceğine karar verip ayırdıkları nişanlısı Estella Oldham’ın zengin ve yaşlıca olan Cornell Franklin’le evlenip Çin’e yerleşmesiyle büyük bir üzüntü yaşamış ve Yale öğrencisi olan Oxford’dan arkadaşı Phil Stone’un yanına, New Haven’a gitmiştir. Burada katiplik yapmış, Phil Stone’un onun için hazırladığı okuma programıyla klasikleri ve çağdaş yazarları okumuş, bu sayede Melville, Cervantes, Dostoyevski ve Conrad’ın eserlerine büyük hayranlığı oluşmuştur.
Daha sonra Toronto’da yardımcı pilotluk yapıp Oxford’a geri dönen yazar bu sefer Mississippi Üniversitesi’ne girmiş, burada “Marionettes” adlı bir grup kurup aynı adı taşıyan bir oyun yazmaya çalışmış fakat başaramamış ve 1921′de okulu bırakıp New York’a gitmiştir. Burada bir kitapçıda çalışmış ve Sheerwood Anderson’ın ileride eşi olacak olan Elizabeth Prall’la tanışıp arkadaşlık kurmuştur. Aynı yılın Aralık ayında Oxford’a geri dönmüş ve bu sefer de üniversitede postane müdürü olarak çalışmaya başlamıştır. 1924′de The Marble Faun(Mermer Tanrıça) adlı şiir kitabını basmıştır.
1925′de New Orleans’a gidip arkadaşı olan Elizabeth Prall sayesinde Sherwood Anderson‘ın “çırağı” olmuş ve onun yönlendirmeleriyle Birinci Dünya Savaşı sonunda entellektüellerde ve toplumda görülen sıkıntı ve büyük üzüntüyü benimseyip, yine Anderson’ın yönlendirmesiyle 1926′da Soldier’s Pay’i yazmıştır.
1929′a dek olan yazılarında şeytani özellikler taşıyan karanlık kötü kadın karakterler görülürken, 1928′de Estella’nın boşanıp dönmesi ve William Faulkner’ın onunla evlenmesiyle bu kadın modeli değişmiştir. 1929′da Sartoris’i yazmıştır. Bu eserinin önemli özelliği, Faulkner’ın ünlü Yoknapatawpha kasabası sembolünü ilk kullandığı kitabı olmasıdır. Aynı yıl ünlü eseri The Sound and the Fury’yi (Ses ve Öfke) yazmış ve büyük bir başarı kazanmıştır. 1930′da ise As I Lay Dying’de (Döşeğimde Ölürken) 40 mil ötedeki Jefferson’a gömülmek istediğini söyleyen Addie Bundren’in cenazesinin ailesi tarafında buraya götürülmesi anlatılır.
Paraya sıkıştığı bir dönemde, sırf satış yapması için 1931′de yayımlanan Sanctuary’yi (Kutsal Sığınak) yazar fakat beklediği kadar büyük satışı sağlayamaz. Daha sonra devam eden maddi sıkıntıları yüzünden ara ara Hollywood’da senaryo yazarlığı yapar. 1932′de ise Light in August’u (Ağustos Işığı) yazar. Bu eserde, Lena Grave, Joe Christmas ve Peder Hightower’ın geçmişe saptantılı hikayeleri bir çok anlatıcı kullanılarak anlatılır. 1936′da Absalom! Absalom!’u yazar.
Faulkner eserlerinde genel olarak Güney kültürünün çöküşü ve bozuluşunu, ve aile sevgisi ve gururunun yok oluşunu ele alır.
1949 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazandıktan sonra, 1955′de Pulitzer Ödülü’nü alan Faulkner, 1962′de bir kalp krizi sonucu ölmüştür.
Türkçeye Çevrilmiş Eserleri:
Soldier’s Pay (1926)
-
- Aşk ve Ölüm, çev. Vahdet Gültekin, Güven Yayınevi, 1968.
Sartoris (1929 / 1973)
-
- Sartoris, çev. Gülten Yener, İstanbul: Can, 1985.
The Sound and the Fury (1929)
-
- Ses ve Öfke, çev. Rasih Güran, İstanbul: Remzi, 1965.
As I Lay Dying (1930)
-
- Döşeğimde Ölürken, çev. Murat Belge, İstanbul: De, 1965.
Red Leaves (1930)
-
- Kırmızı Yapraklar, çev. Ülkü Tamer, İstanbul: Ataç Kitabevi, 1959.
Dr. Martino (1931)
-
- Doktor Martino, çev. Bilge Karasu, İstanbul: Yenilik, 1956.
That Evening Sun (1931)
-
- O Akşam Güneşi, çev. Hamdi Koç, İstanbul: YKY, 1993.
Sanctuary (1932)
-
- Lekeli Günler, çev. Özay Sunar, İstanbul: Altın Kitaplar, 1967.
- Kutsal Sığınak, çev. Ender Gürol, İstanbul: Cem, 2000.
Light in August (1932)
-
- Ağustos Işığı, çev. Murat Belge, İstanbul: Cem, 1968.
Absalom, Absalom! (1936)
-
- Abşalom, Abşalom!, çev. Aslı Biçen, İstanbul: YKY, 2000.
The Hamlet (1940)
-
- Köy, çev. Deniz Ilgaz, İstanbul: YKY, 2004.
Go Down, Moses (1942)
-
- Kurtar Halkımı Musa, çev. Necla Aytür, İstanbul: YKY, 2002.
The Bear (1942)
-
- Ayı, çev. Murat Belge, İstanbul: De, 1967.
Knight’s Gambit (1949)
-
- Duman, çev. Talât Sait Halman, İstanbul, Varlık Yayınları, 1952.
Mayday (1977)
-
- Bir Mayıs Günü, çev. Semih Aközlü, İstanbul: Ara, 1989.
kaynak:(nhttp://tr.wikipedia.org/wiki/William_Faulkneretbul.com/kim_kimdir)

Glarolar demiş
hmm. nice