SAVAŞ

Boş zamanlarınızda kitap okumayın

% KAÇ APTALIZ?

Posted by savaska Mart 23, 2008

Aziz Nesin’in öykülerindeki çelişki çoğunlukla davranışlarının doğruluğundan hiç kuşkusu olmayanlarla gerçeği görebilenler arasındadır. Belki bu çelişki her zaman görülmez, ancak sezilir.

Artık aramızda olmayan (yaşamayan demeye dilim varmıyor) bir yazarın, tanık olduğunuz bir sözü, bir tavrı yanlış biçimde dillere düştüğünde ne yapabilirsiniz? Hiç… Çünkü sizin tanıklığınızı doğrulayacak kimseler yoktur ortalıkta. Daha doğrusu kimseler belleğine güvenip çıkmaz ortaya.
En iyisi sözü baştan almak. Aziz Nesin, sık sık gündeme gelen ‘halkımızın yüzde şu kadarı’ diye başlayan ünlü cümlesinde ‘aptal’ tanımlamasını değil, ‘enayi’ nitelemesini kullanmıştı. Bir salon dolusu insanın ortasında. Salondakilerin en az yüzde 80’i yazar olduğuna göre, çoğu benim gibi aptal ile enayi arasındaki incelikli farkı biliyordu. (Enayi, ‘bön, avanak’ yani ‘kolayca kandırılabilen’ demektir. Bunun içinde safça ‘kendini beğenme’ de vardır. Aptal ise ‘zekâsı gelişmemiş, zeka yoksunu’ anlamını kapsar) Ama bir gazetecinin dillere düşürdüğü ‘aptal’ nitelemesini kimseler reddetmedi, düzeltmedi. Kopan kıyamette Aziz Nesin, biraz da inat ve öfkeyle, söylediklerinin yansıyış biçimini reddetmediğinden, benim de hiçbir itiraz ya da düzeltme olanağım yoktu.
Aziz Nesin’in öykülerinden T. Melis Kaya ile Özcan Haklı’nın yayıma hazırladığı seçmenin başlığını görünce yeniden o çaresizliği duydum: % Kaç Aptalız? Düşününce bu ifade biçiminin, bir incelik taşıdığını da kabullendim. Zekânın ölçülmesinin doğal olduğu yerde aptallık oranı da ölçülmeli elbet.

Peki kim ölçtürür ki aptallığını?
Kim söz eder bundan? Enayiler mi, bönler mi? Nâzım’ın ünlü dizesindeki sıfatla ‘avanak’lar mı?
Aziz Nesin’in öykülerinin temelindeki çelişki de çoğunlukla bu kendinden, davranışlarının doğruluğundan hiç kuşkusu olmayanlarla gerçeği görebilenler arasındadır. Belki bu çelişki her zaman bu kadar açık görülmez, ancak sezilir. Herkesin Her Şeyi Bildiği Ülke’de bu çelişki, karşılıklı konuşmalarla açıklanır:
“(…) Köpek sinirlenmemeye çalışarak sordu:
– Siz insanlar bildiğinizi sandığınız şeylerden hiç kuşkulanmaz mısınız? Binde bir olasılıkla yanılabileceğinizi hiç düşünmez misiniz? Bildiğinizi sandığınız şeyin doğru olup olmadığını bikez olsun araştırmayı gereksinmez misiniz?
TV yönetmeni,
– Bişeyin doğruluğunu kesinlikle biliyorsak, ne diye kuşkuya düşelim de araştırmak için boşu boşuna uğraşalım? Dedi.”
Herkesin her şeyi bildiğini sandığı bir ülkede yaşamak, nasıldır sizce? Kuşkudan kurtulmak, olayların göründüğü biçimiyle yetinmek rahattır kuşkusuz. Ama bu durum pek çok kişi için komikle trajiği birlikte barındırır. Birinin dramının bir başkasına komik göründüğünü kim reddedebilir ki… Ancak çevremizde her gün olup bitenlerin, radyolar, televizyonlar ve gazetelerce yinelenen yorumlarla açıklanıp açıklanamayacağını, gerçeğin bize sunulduğu gibi olup olmadığını merak etmemek bizim de dramımız değil midir? Belki de ekranda yansıtılanlara (gözümüzün gördüğüne) inanmak, bizi bir gülmece kişisi durumuna düşürmektedir.
Aziz Nesin’in öykülerinin bu türde yorumu onu mizah yazarlığından uzaklaştırır mı? Kuşkusuz hayır. Çünkü mizahın aynasında abartı ve karikatürleştirme yanında hem eleştiri, hem uyarı vardır. Ayrıca direnç ve öfke de… Tam burada, Aziz Nesin’in sevdiği ressamlardan Mehmet Güleryüz’ün mizah tanımını anımsamak gerekiyor: “Üstüne bıçakla yürüyen birine, gülümseyerek ‘birader pantolonunun paçasından pijaman görünüyor’ demek. Yürek soğutucu ve… Tehlikeli…”

Nesin öykülerinin anlatım biçimi
Aziz Nesin’in öykülerinin iki ayrı zaman ve anlatım biçimi vardır. Günümüzde, hiç değilse günümüze yakın günlerde, çağımızda/yurdumuzda geçen olayları anlatanlar. (Ki bunları bazen kahramanları anlatır.) Uzak bir çağda, belirsiz bir ülkede yaşanmışları bir masal/kıssa üslubuyla aktaranlar.
Aziz Nesin yalnızca masallarının yer aldığı iki kitabı bütün okurlar anımsa-yacaktır: Memleketin Birinde ve Hoptrinam. Aziz Nesin’in en sert, en dayanılmaz düzen, yönetim eleştirilerinin yer aldığı kitaplardır bunlar. Yanlış demokrasi anlayışı, aydınların kendilerine güvenden gelen aymazlığı, kitlelerin çıkarcılığa yatkın-lığı masalların çekirdeğini oluşturur… Yerginin acılığını, eleştirinin yoğun-luğunu belki ‘masal’ çizgileri evcilleş- tirir: “Çook eskiden, bu kavanoz dipli koca dünyanın bi yerinde dört biyanı dağ, ortası bağ, suları şırıl şırıl,gökleri pırıl pırıl bir ülke varmış. Dünyanın heryerinde olduğu gibi , burada da , insanlardan başka yaratıklar da varmış. Bunların arasında sürüngenler, zehirli böcekler, örümcekler de elbet bulunurmuş… Ama bunlar, başka yerlerdekilerden ne çok, ne az olduklarından hiçkimsenin gözüne batmazmış.”(Dayanın Yurttaşlarım)
Bu masallarla aynı anlatımla anlatılsa da temaları insan ilişkileri, özellikle sevgi-sevda-bağlılık olanlarsa daha şiirsel ama daha buruk bir tattadır. Bu tür masalların yer aldığı Maçinli Kız İçin Ev, soyutlamalar bakımından bence oyunlarından Çiçu ve Tut Elimden Rovni ile örtüşür.
“Yanıma oturdu. Çok güzel sevda sözleri söylüyormuş gibi çayırdaki sarı kır çiçeklerini toplayarak konuşuyordu: ‘Ölünceye dek zamanı birlikte ısıracağımıza, birbirimizden hiç ayrılmayacağımıza söz vermedik mi? Böyle yapacağımıza inanmadık mı? Ancak inanırsak bunu başaracağımızı bilmedik mi? Buna inanmakla, boşlukta düşmeyeceğimize, havada uçacağımıza, denizde boğulmayacağımıza inanmamız arasında ne ayrım var? (…)
Benimle geliyor musun? Bu engeli birlikte aşıyor muyuz?’ Sesimi çıkaramadım. Ayağa kalktı. Yarın kıyısına doğru yürüdü. (…) Adımını yardan attı, boşlukta yürüyor ya da yerçekimsiz bir hava içinde uçarcasına gidiyordu. Bir eğimli yerden iner gibi yavaş yavaş denize indi. Denizin üstünde yürüyerek uzaklaşıyordu.
Küçüle küçüle gözden yitti.”
(Zamanın Kokusu)
Aziz Nesin’in öyküleri ile dergi yazılarının tek ortak noktası ise Aziz Nesin imzasını taşımasıdır. Aziz Nesin’in Zincirli Hürriyet, Marko Paşa gibi dergilerde yayımlanan bu tür yazıları ayrıca kitaplaşmıştır. % Kaç Aptalız?’da bu tür yazılardan örnekler var:
Zincirli Mizah’tan İki Yazı, Topunuzun Köküne Kibrit Suyu.
1990’lı yıllarda yazdığı öykülerin çoğu ise hem dergi yazarlığının netliğini, hem masallarının burukluğunu taşırlar. Bunların oluşturduğu gülümsemeye belki de ‘acı acı gülmek’ demek gerekir: “İşkencede en usta oydu, hem de en acımasız… Çünkü işini severek yapıyordu. Bu dünyada işini severek yapan kaç mutlu insan vardır ki… İşte o, çok seyrek mutlu insanlardan biriydi. Göreviydi işkence ve görevini keyif alarak, beğeniyle, tutkuyla, özenci bir ruhla yapmaktaydı. Her şeyin başı sevgidir denilmesi boşuna mı? Yaptığı işi bunca sevdiğinden, işine yenilikler getirmişti. Ustalarından ne öğrenmişlerse tıpkı onu yapan, kör değneğini beller gibi öğrendiklerini olduğu gibi yineleyenlerden nefret ederdi.
Yaratıcı zekasıyla , yüzyıllardan beri tarihte görülmemiş yepyeni işkence yöntemleri bulmuş ve bu yöntemleri ustalıkla uygulamaktaydı.”(İşkence Bilimine Giriş: Korkuyorsun)
% Kaç Aptalız?, Aziz Nesin’i, çeşitli dönemlerdeki öykülerinin anlatım özellikleriyle yeni okurlara tanıtıcı bir seçme. Onun çok katmanlı öykülerindeki hiciv ve hüzün karışımının yeni tiryakiler yaratacağı kesin. Yazarın eski okurları da bir kitaplık kitaptan yapılmış bu seçmeyi (romandan bölüm de var) keyifle ve yeni tatlar alarak okuyabilecek.

% KAÇ APTALIZ?
Aziz Nesin, Hazırlayan: T. Melis Kaya, Özcan Haklı, Kırmızı Yayınları, 2008, 494 sayfa

kaynak

Reklamlar

Bir Yanıt to “% KAÇ APTALIZ?”

  1. savaska said

    %liklerin çok konuşulduğu bir zamanda okunması gereken hikayeler.Şiiri ve kutsalı kullanıp alkış alan zihniyeti alkışlayanlar, sahi siz yüzde kaçsınız!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: