SAVAŞ

Boş zamanlarınızda kitap okumayın

Feride – Yılmaz Odabaşı

Posted by savaska Aralık 29, 2008

feride-yilmaz-odabasi1(herkesin bir feridesi vardır bilmez miyim
herkesin bir ayakkabısı gibi birde şarkısı
herkesin bir kimsesi vardır bilmez miyim
bir de kimsesizliği..)

gözlerinle gözlerime dokunuyorsun
bir bilsen o an gözlerim oluyorsun
kaçalım, beni gören sen sanacak

görüyor musun dağlara dokunuyor insanlar
giderek dağlaşıyorlar
görüyor musun adınla başlıyor her şey
karın eriyişi, yağmurun dirilişi
özlemenin ilk harfi, gücün hecelenişi

adınla!
adınla her şey: şarabın dökülüşü, sesimin eskimeyişi…
ben ise sana abanıyorum
büsbütün aşk kesiyorum…    YILMAZ ODABAŞI

yenile yenile bana abanıyorsun sende
ateş kesiyor dudakların
saçların iri bir tutamak oluyor bu yangın yerlerinde
ben nereye gitsem biraz senden gelirim
ardımdan kuşlar ve uykular gelir…

…/
(herkesin bir feridesi vardır ben bilmez miyim herkesin bir ayakkabısı gibi bir de

şarkısı herkesin bir kimsesi vardır ben bilmez miyim birde kimsesizliği…)

yanmaktan değil, yakmaktan ‘müebbedenmen’ ömrümde

iri dağlar, güzel kadınlar sevdim yine de

ve bir tutam hırçın gençlikle

yürüdüm takvimlerin amansız büyüsüne

yüreğim hep uçurumlar denginde


(ve hangi renkte olsak da

kalarak bizi sarıp sarmalayan günlerin asıl rengine

rengarengine…)


benim ömrüm hep beyaza kandı ey ‘şarkısı beyaz’

ama hangi beyazı tutsam gri oluyor

sonra boğuluyor

kararıyordu…


hiçbir beyaz

bembeyaz;

hiçbir yaz,

yaz

kalmıyordu!

(bütün griler eskiden beyazdı feride…)


tüketmeden bir sevda ezgilerini bir ünlem olmak varken;

üç mevsim ilk yaza açılırken yeşile dolmak, yerküreyi

uçurumlarda bile sarmaşık gibi sarmak, tek telden her

tele bir akort atmak, dorukların dağlarına tutunup kalmak, meydanlarında, halaylarda

diz kırıp gülmek

varken;

sen sar ve sor bırakıp gitmek varken…


çünkü yalnız sana gelmiştim, dağılmıştım, sevmiştim;

kabaran belam, en umulmaz sularda vurgun yenilmiştim…


(artık sen… sen feride olsan da

bana böyle delice göz kırpan yeryüzüne kansan da

kansan da mahvolmuşum, mahvolmuşum!)


her yağmur bir gök bulur, elbet kendine; her yeşil bir dal, her su bir damla, her ateş

bir kül, her takvim bir yıl bulur elbet kendine! her yangın bir duman, her öğrenci bir

okul, her artı bir eksi, her yol bir taşıt, her soru bir yanıt;


her aragon bir fransa

her fransa bir elsa…


her karacaoğlan bir zülüf bulur (yeter ki bakmayı bilin, her yarin bir zülfü vardır);

her ressam bir tuval, her kış bir ayaz, her kitap bir okur, her şarap bir adam bulur

kendine; yeter ki şarap, şarap olsun, içen çıkar…


her deniz bir martı, her ömür bir tufan, her rüya bir uyku, her nota bir şarkı, her

mezar bir ölüm, her ağaç bir kök, her dağ bir duman, her güneş doğacak bir

kuytuluk bulur ya kendine,

bulur ya;


ben

senden

başka

sen

bulamam

b u l a m a m!


paramparça kıldım şiirimi

bu kadar b(ölüm) yeter mi?

s

o

n

r

a

a

ş

k:

sonra!

ve ben gittim yüreğimde kan gülleri

siz de o aşkın teninde dinamit sayın beni

YILMAZ ODABAŞI

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: