SAVAŞ

Boş zamanlarınızda kitap okumayın

Çiçek Senfonisi – Özdemir Asaf

Posted by savaska Ocak 23, 2009

cicek-senfonisi-ozdemir-asaf Çiçek Senfonisi – Özdemir Asaf (Toplu Şiirleri)  YKY, Kasım 2008, 487 sayfa

“Herkesin bir öyküsü vardır ama,  herkesin bir şiiri yoktur.”

 “Yalnızlık paylaşılmaz.
  Paylaşılsa yalnızlık olmaz.”

  AŞK
  Sen kocaman çöllerde bir kalabalık gibisin,
  Kocaman denizlerde ender bir balık gibisin.
  Bir ısıtır,bir üşütür,bir ağlatır,bir güldürür;
  Sen hem bir hastalık hem de sağlık gibisin.

BİR ŞEYİN ADI
Önce, büyük büyük düşündüm;
Sonra büyük büyük yaşadım.
Ne varsa, onlar aldı.
Şimdi bana küçük bir ölüm kaldı.

Bu kitabı paylaş


  EVRENSEL BALLAD
  Bir öykümüz olsa, duyan öyküsü sansa…
  Öykümüz böylece dallanıp budaklansa..
  Bir sevi’den, bir övü’den,o bizim öykümüzden
  Giderek buluşan eller evreni sarsa..
  Öykümüz de büyür büyüklüğümüzden;
  Herkes sevi’sinde evreni kucaklarsa.

SANA
Küçük çocuklar yapıp geceleri kendimden,
Seni öpsünler diye getiriyorum sana.
Bana, kucaklarında seni getiriyorlar;
Ben de sonra o seni getiriyorum sana.

YUVARLAĞIN KÖŞELERİ
Aşka gönül ile düşersen yanarsın.
Zeka ile düşersen kavrulursun.
Akıl ile düşersen çıldırırsın.
Duygu ile düşersen gülünç olursun.
Aşka düşmezsen kalabalığa karışırsın, ezilirsin.
Sersem sersem bakınıp durma bir yol seç.

 YALIN
  Her seven
  Sevilenin boy aynasıdır.
  Sevmek
  Sevilenin o aynaya bakmasıdır.

 ÖĞÜT
  Okulda,anladıkça başaracaksın.
  Yaşamda,başardıkça anlayacaksın.
  Gelecek mutlu-mutsuz,inanmasan da;
  Gözlerin yaşardıkça anlayacaksın.
NOKTASIZ
  Biri gelir sorarsa
  Sana beni sorarsa
  Gitti der misin
  Gittiğimi söyler misin
  Gidiyorum ben sana
  Benimle gider misin.
LAVİNİA – FLASH ŞİİR

ÖZDEMİR ASAF (ŞİİRLERİ)     HAYATI-ESERLERİ

öZDEMİR aSAF – dÜŞÜNGÜ(KENDİ SESİNDEN)

http://video.google.com/videosearch?q=%C3%96ZDEM%C4%B0R+ASAF&emb=0&aq=f#

Reklamlar

2 Yanıt to “Çiçek Senfonisi – Özdemir Asaf”

  1. savaska said

    Özdemir Asaf’ın bir şiiri üstüne

    “Dünya Kaçtı Gözüme” diyen Özdemir Asaf, bir bakıma yoğun düşün ve duyguları, duyarlılıkları, çarpıcı sözcükler, betimlemeler kullandığını “sezdirmeden” kısa dizeler halinde vermiştir. Ancak Asaf’ın lirizmi, bilgelik, özlülük ile dengeleniği öyle bir şiiri var ki, her okuyuşumda beni benden alıp götürür o uzak denizlere:
    Yarıda kalmış aşklarının hesapları içinde
    Denizlere açıldı içimizden biri
    Niçin gittiğini söylemeden.
    Doyulmamış arzularla doluydu yelkenleri.
    Yıpranmış kelimelerin verdiği güvenden,
    Bulacak sanıyordu yenilikleri.
    Her an bir yeni su vardı,
    Her yeni suda bir yeni an.
    Deniz, dalgalarıyla gösteriyordu dışından
    Yaşananla düşünülenler arasındaki farkı.
    Bitmiyordu köpüklerle renkler
    Bir başka damlada, bir başka ışıkta başlamadan.
    Gözlerin önünde bir oyun, ardında bir oyun.
    Dışında ne varsa yeni, ne varsa gerçek.
    Yeni manzaralarla gelen yeni duygular
    Hani, eski kelimelerle olmasa
    İnsanın ömrünce devam edecek.
    Gözlerin önünde bir oyun, ardında bir oyun.
    Anladı, ölmekle yaşamanın birleştiği noktada
    Yeni rüzgârlarla esen yeni korkulara
    Yeniliklerini bağışlamayan kelimelerin
    Nasıl düşman sığınaklar halinde direndiğini.
    Anladı, bütün olmuşlarla olanların
    Ve bütün olacakların
    O kelimelerin içinde
    Kendisine varmadan eskidiğini
    “Kelimeler.. Kelimeler” adındaki bu şiir Asaf’ın “Dünya Kaçtı Gözüme” adlı kitabında yer alır. Her şeyden önce ne demektir dünyanın göze kaçması?
    Bir toz gibi ufalanıp gözüne girmesi midir, dünya ona mı yaklaşmıştır yoksa o mu dünyaya çok yakındır? Şair “gözlerin önünde bir oyun, ardında bir oyun / dışında ne varsa yeni, ne varsa gerçek” derken burayı da mı işaretliyor acaba?
    “Dünya Kaçtı Gözüme”, Özdemir Asaf’ın us’un karşısına lirizmi koyduğu ilk kitabıdır. “Sevmekten hiç borçlu çıkmayan” şairin, ikilikler ve dörtlüklerden oluşan ilk şiirlerinde yoğun bir söyleyiş özelliği göze çarpar. İnsan toplum ilişkilerine yönelik temalarıyla, kendin özgü, bilgece bir şiir evreni kurmuştur. Duygu ve düşünce yoğunluğuyla birlikte, alay ve taşlama şiirine egemen olan öğelerdir.
    Ancak “Kelimeler…”de, “Yarıda kalmış aşklarının hesapları içinde” diyerek başlarken bize, insan ilişkilerinin toplumsal ve bireysel yanlarını “sen-ben” ikileminde vermiştir.
    Kelimelerin köküne indiği gibi, insan ilişkilerinin aynasında yüzleşmelere de eğilir: “Denizlere açıldı içimizden biri / niçin gittiğini söylemeden”. Açılan sevgilidir, toplumsal ilişkilerdeki sevgiliyi de yansıtan sevilendir. Niçin gittiğini söylemeden terk etmiştir “sevdiğini”… Şair şaşkın, umutsuz bakakalmıştır arkasından, biliyordur, yarıda kalmıştır hesaplar, bitmemiştir daha yaşamaklar…
    Gidenin “doyulmamış arzularla doludur yelkenleri”, yüreği kanasa da gider O. Ayrılık vakti gelmiştir, erkeğe belli de etmiştir, “kurtar beni” sinyalleri vermiştir, bir deniz fenerinden yardım beklemiştir de, gelmemiştir. Umutsuzca açılmıştır.
    Sevilen ayrılığın verdiği hüzün akşamına çökünce, “yıpranmış kelimelerin verdiği güvenden, / bulacak sanıyordu yenilikleri” derken, kaçış ve umutsuzluğun ilk işaretleridir. Sevilen ayrılmıştır, belki de bir başkasının yıpranmış kelimelerine verdiği güvene doğru…
    O gitse de yenilikleri bulamaz artık. Çünkü aşk insanı yeniler, tekrar ve tekrar… Aşkta, birey sevdiğinin gözünden de görmeye, pencersinden bakarak da anlamaya başlamıştır ki, bu da onları birbirlerini haklı çıkaran, üstte tutan bir konuma getirir. Kişi gidince yeniliği de geride kalmıştır sanki, bulamayacak gibidir yenilikleri.
    Her adım yenidir. “Her an yenir su vardır, her yeni suda bir yeni an”. Oysa deniz gösterir dalgalarıyla dışından, yaşananla düşünülenler arasındaki farkı. İki kişinin bir olmaya başladığı aşk alanında, hayaller ile gerçekler, düşünülenler ile gerçekleşenler her zaman birbirini tutmaz.
    “Aşk, geleceğin gördüğü düştür” biraz da, bir “gelecek tasarımı” olarak hepimize bir ütopya sunar. Bazen bir adada, bazen bir denizde…
    O denizde bitmez köpüklerle renkler, “bir başka damlada, bir başka ışıkta başlamadan.”
    Terk edilen terk edene öyle sitemlidir ki, dünyaya ve insanlara karşı da maskeyi alaşağı etmek ister ve der ki: “Gözlerin önünde bir oyun, ardında bir oyun. / Dışında ne varsa yeni, ne varsa gerçek.” Gerçekler yüzünü tavırlarda, davranışlarda göstermektedir, içten gelen yeni manzaralar, dışta yansır. Yeni duygular yeni manzaralarla gelir, ancak sürekliliği “eski kelimelerle” sınırlıdır. Bir yazısında şöyle der şair: “Aşkı bir uyduru gölgesinde soysuzlaştıranlara çağrı:
    Aşk, ilk insanlardan bu yana yalnız bir defa bir kadın ile bir erkek arasında yaşadı. O zamanlar bu iki gerçek aşığın adını biliyorlardı. Sonra bunların adı ağızdan ağza geçerken değişe değişe bozuldu, başka adlara karıştırıldı, çoğaldıkça unutuldu. Daha sonra nedense insanlar onların tam adlarını hatırlamak istediler. Birçok kimseler bir çift isim üzerinde iddiada bulundu. Bugüne kadar bir türlü bir çiftin üzerinde anlaşamadılar. Şimdi ortalıkta bir sürü örnek aşık adı dolaşıyor. Hepsi yanlıştır. Ben bunu seziyorum.
    O gerçek aşıkların unutulmayacak hatıralarının anısına şimdi bir yüzyıl ayağa kalkıp utanma duruşuna durunuz isteyenler ağlayabilir.
    Oldu. Oturabilirsiniz.”
    Özdemir Asaf şiirlerinde, ilk başlarda çok kullandığı sevgi, ayrılık, ölüm temaları, son dönem şiirlerinde giderek yerini kaçış ve umutsuzluğun tedirginliğine bırakmıştır.
    Bu şiirde de iki ben yaratıp bunları ayırması, kendini silse de, onda yürüdüğünü bilmesi “aşkın ayrılığı yudumlamasını” işaretler.
    “Bir gün yüksek bir yere çıkıp konuşmaya başladım. doğumdan, yaşamdan, sevgiden, ölümden söz ettim.
    Sevgi, sevmek sizin elinizdedir. Oysa öbürleri elinizde değildir, dedim..
    Doğmamak, ölmemek sizin elinizde değildir, dedim.
    Sevgisiz yaşamak yaşamamaktır dedim. Yaşamak, dedim, ilkin sevgi ile, sevmek ile başlar, doğumla, doğmakla değil… Yaşam da sevgisizlikle biter dedim, ölümle, ölmekle değil..
    Şimdi sizlere “seven ölmez” diyorum… Yaşamakla ölmek konularının kavramları arasında sizleri, kendinizi yeniden gözden geçirmeye çağırıyorum dedim, ve indim.
    Dinleyiciler arasında büyük bir kavga çıktı. Üç kişi öldü.
    Sordum, soruşturdum. Ölenlerden biri “evet, seven ölmez” diyenmiş. Öbürü buna karşı: “Hayır, seven de ölür” diyenmiş.
    Ya üçüncü ölen? deye sordum.
    O mu? dediler, anlattılar.
    O, bunların ikisinin arasındaki tartışmanın sonucunu öğrenmek için bekleyenmiş.”
    Ölmekle yaşamın birleştiği nokta ayrılıktır. O yanan ufuk noktasında yeni rüzgârlarla esen yeni “korkulara” direnmeye çalışır şair, yalnızlıkğın poyrazı vuru, derken ayrılığın lodosu içinin odalarını kargışlar…
    O korkulara, “yeniliklerini bağışlamayan kelimeler”, sığınaklar gibi direnir. Aşk eskimez, direnir. Ayrılık vursa da, alev de alsa yürek, direnir âşık.
    Özdemir Asaf şiirin bir görüşü yansıtması, bir iletisinin olması düşüncesinden yola çıkmıştır ama sonunda lirizmin zirve yaptığı bir noktaya ulaşmıştır.
    Çünkü anlamıştır, “bütün olmuşlarla olanların / ve bütün olacakların / o kelimelerin içinde / kendisine varamadan eskidiğini.”
    kaynak: http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=49748

  2. savaska said

    Özdemir Asaf’ı tanıyor musunuz?

    Lavinia’nın şairi Özdemir Asaf’ın “tek başına gidişi” sadece İstanbul’daki sanatçı meyhanelerinden izlenebildi. 29 Ocak ölüm yıldönümüydü, rahmetle andık. Ancak yaşadığı dönemde şiirinin üstü örtüldü. Örtünün altına yaklaşık yarım yüzyıl önce Servetifünundergisinde toprağa kök düşüren yerli bir çınarı saklamaya çalıştılar. Olmadı. Sonra Özdemir Asaf’ı yeniden keşfettiler. Peki siz Özdemir Asaf’ı keşfetmeye hazır mısınız?

    1) “Özdemir Asaf” ismi pek çok şairinki gibi bir mahlastı. Asaf’ın gerçek ismini biliverin.
    a) Cemalettin Seber
    b) Bedri Eser
    c) Halit Özdemir Arun
    d) Ahmet Agâh

    2) 11 Haziran 1923 yılında Ankara’da doğan, 29 Ocak 1981’de İstanbul’da vefat eden Özdemir Asaf’ın yaşadığı yıllardaki beğenilirliği hakkında ne denebilir?
    a) Ölümünden sonra okunan.
    b) Halk tarafından okunan fakat şairler tarafından beğenilmeyen.
    c) Şairler tarafından beğenilen fakat halk tarafından okunmayan.
    d) Herkes tarafından beğenilen.

    3) Behçet Necatigil’in düzenlemiş olduğu Edebiyatımızda İsimler Sözlüğü’nün bir özelliği vardır: Sanatçıların yaşam öykülerinin ve yapıtlarının sıralanmasının yanı sıra, haklarında yazılanlar da sayılıp dökülür. Bu sözlüğün bir özelliği daha vardı, sizce o neydi?
    a) İçinde Özdemir Asaf’ın kendi yorumları bulunuyordu.
    b) Behçet Necatigil, bu
    sözlüğü Özdemir Asaf’a ithaf etmişti.
    c) Özdemir Asaf maddesinin “hakkında yazılanlar” bölümü boş bırakılmıştı.
    d) Sözlükte Özdemir Asaf’ın ismi geçmiyordu.

    4) Sonunda bir şiir antolojisine girebilmişti Asaf; Memet Fuat’ın antolojisine. Bu antolojide koskoca Özdemir Asaf hakkında yazılanların satır sayısını biliyor musunuz? En azından tahmin edin.
    a) 9
    b) 15
    c) 24
    d) Sadece bir sayfaya sığacak kadar.

    5) Asaf’ı bize tanıtan yazıları yazan dostları, misal Haldun Taner, Mehmed Kemal, Mengü Ertel, Seçkin Cılızoğlu ve diğerleri bu yazılarında Özdemir Asaf hakkında birçok şeyden bahsetmişlerdir. Sizce hangi konudan bahsetmeyi unutmuş olabilirler?
    a) Giyiminden
    b) Şiirinden
    c) Konuşmalarından
    d) İçişinden

    6) “Dün sabaha karşı kendimle konuştum./ Ben hep kendime çıkan biryokuştum./ Yokuşun başında bir düşman vardı,/ Onu vurmaya gittim, kendimle vuruştum.” diyen Özdemir Asaf, aslında sadece kendisiyle vuruşmuyordu. Cemal Süreya, sizce bu büyük şair hakkında ne söylemişti?
    a) “Bugünün ve geleceğin şairi. Onu beğenmemek elde değil. Onunla aynı çağda yaşadığım için bahtiyarım.”
    b) “Halkın şairi. Kimse onu eleştiremez. Bizim yapabildiğimizden çok daha iyisini yaptı, halk onu bizden çok sevdi.”
    c) “Acemi ve beklenmedik bir dışa dönüklük, utangaç bir adamın birdenbire çadır tiyatrosunda en güldürücü rolleri üstlenme çabası. Bence özgün olamadı, ayrıklığın tatlarını yaşadı.
    d) “Bir bilinmeyen var ki, Asaf’ın şiirlerindeki kadar karmaşık, o da Asaf ın nasıl bir şair olduğu.”

    7) Cemal Süreya, Asaf okuyucuları hakkında nasıl bir yorum yapmış olabilir?
    a) “Ben Asaf okuru kadar yazarına bağlı bir okur daha görmedim. […] Bu bağlılığı anlayamıyorum, hele Özdemir Asaf’ı ve yazdıklarını da düşününce…”
    b) “Bütün okurları birbirine benzer; şiir sevmezler, yalnız onun şiirinden tat alırlar; sofra beğenisini görselleştirmişlerdir; kış turizminin bağnaz müşterileridirler.”
    c) “Okur, Asaf’ın okuru gibi olmalı. Şairi kötüyse bile onu sevmeli.”
    d) “Bir şeyi kabul ediyorum. Özdemir Asaf okuru için yazıyor, ne söylemek lazım, okuru bunu hak ediyor.”

    8) Onun ilk üç kitabının yayınlandığı dönemin ardından Türkiye’de şiirin politize olduğu görülür. Yüzlerce şair ortaklaşa tek bir şiir yazdı: Tek bir şiir. Peki, Asaf ne yaptı?
    a) Şiirleriyle politik şiire kimsenin ummadığı kadar rahat bir soluk aldırdı.
    b) Siyasete atıldı.
    c) Politik şiirler yazdıktan sonra 80’lerde politik şiirden uzaklaşıp tekrar kendine döndü.
    d) Asaf’ın şiiri, ne politize dönemde, ne de ondan sonra değişmedi.

    9) Günlerden bir gün Cemal Süreya, Ece Ayhan’a, Özdemir Asaf hakkında ne düşündüğünü sorar. Ece Ayhan da Asaf’ın büyüklüğü konusunda şunları der…
    a) “Bebek’in en büyük şairiydi.”
    b) “Dünyanın en büyük şairiydi.”
    c) “Türkiye’nin en büyük şairiydi.”
    d) “İstanbul’un en büyük şairiydi.”

    10) Peki bir diğer arkadaşı Arif Damar, Asaf hakkında ne düşünüyordu?
    a) Diğerlerinin fikirlerine katılmadığını belirtmekle yetiniyordu.
    b) Asaf’ı ciddiye almadığını söylüyordu.
    c) Arkadaşlarının aksine, Asaf’ın birçok şairden daha iyi olduğunu kabul ediyordu.
    d) Halk tarafından çok beğenilmenin kötü bir özellik olmadığını savunarak Asaf’ı koruyup diğerleriyle hararetli tartışmalara giriyordu.

    11) “Benim söylemek için çırpındığım gecelerde/ Siz yoktunuz.” diyen Özdemir Asaf için hangisini söyleyemeyiz?
    a) İÜ Hukuk Fakültesi’ni kazandı ama tamamlamadı.
    b) İÜ İktisat Fakültesi’ni ve ardından Gazetecilik Enstitüsü’nü bıraktı.
    c) Sigortacılık ve meyhanecilik yaptı.
    d) Fenerbahçe’de forvet olarak oynayıp, iki kez gol kralı oldu.

    12) Nâzım’dan yirmi iki, Cahit Sıtkı’dan on iki, Fazıl Hüsnü ile Orhan Veli’den dokuz yıl sonra dünyaya gelen Özdemir Asaf’ın ilk şiiri hangi dergide yayınlanmıştır?
    a) Servetifünun-Uyanış
    b) Varlık
    c) Virgül
    d) Yeditepe

    13) Aşağıdaki eserlerden hangisi Asaf’a ait değildir?
    a) Dünya Kaçtı Gözüme (1955)
    b) Beni Öp Sonra Doğur Beni (1973)
    c) Yalnızlık Paylaşılmaz (1978)
    d) Sen Sen Sen (1956)

    14) Hangisini Özdemir Asaf yazmamıştır?
    a) Bütün renkler aynı hızla kirleniyordu/ Birinciliği beyaza verdiler.
    b) Yalnızlık paylaşılmaz/ Paylaşılsa yalnızlık olmaz.
    c) Sana gitme demeyeceğim,/ Ama gitme, lavinia.
    Adını gizleyeceğim/ Sen de bilme, lavinia.
    d) Tutar ellerinden kaldırırsın/ Adı kötüye çıkmış tüm sözcükleri.

    15) Şiirlerinde ikinci tekil şahısla bolca ilgilenen Asaf, sizce hangisini yazmış olamaz?
    a) Koku, tad, sıcak… sende her aradığım vardı:/ Seni soğuk bulanlar, ısıtamayanlardı.
    b) Kim o, deme boşuna/ Benim, ben./ Öyle bir ben ki gelen kapına;/ Başdan – başa sen.
    c) Senin için,/ O mu, diye sordular./ O değil, dedim onlara/ Anladılar.
    d) Sen bana/ Sen desen de, demesen de olur./ Ama ben sana sen diyeceğim/ Düşün dur.

    Cevap anahtarı:
    1c, 2b, 3c, 4a, 5b, 6c, 7b, 8d, 9a, 10b, 11d, 12a, 13b, 14d, 15a

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: