SAVAŞ

Boş zamanlarınızda kitap okumayın

“Yeni Kitap” Dergisinde On Yazar On Mülakat

Posted by savaska Mart 13, 2009

yeni-kitap-dergisinde-on-yazar-on-mulakat

“Yeni Kitap” Dergisinde On Yazar On Mülakat-Muharrem Dayanç, Dergah yay.

Ocak 2009, 158 sayfa, inceleme-mülakat

“Mezarda aşk aramak, ölüde hayat aramak gibidir.” der Muallim Naci, Halid Ziya’nın “Aşkımın Mezarı” adlı hikayesi için Tercüman’da.

 

“İnsan, kendine ait olan devreyi geçirdikten sonra o devrenin de kendisiyle beraber geçtiğini düşünmelidir.”(s.100)H.Ziya, yazmayı bırakma nedenini açıklarken.

 

“Bence niçin sevdiğini bilen adam, kafi derecede sevmiyor demektir”(s.146) Celal Sahir, kadını niçin seversiniz sorusunu cevaplarken.

“Benim için bir tek kadınla kanaat etmek ne mümkündü!.. Hayatımda belki yüz elli kadını sevdim. Her içişimde bir kadınla sevişirdim. Zaten içmesem evlenmezdim ki…”(s.94) A. Hamit Tarhan.

Bu kitabı paylaş

1927-1928 yılları arasında dönemin önemli edebiyatçıları Ahmet Haşim, Hüseyin Rahmi Gürpınar, Samipaşazade Sezai, Abdülhak Hâmid Tarhan, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Halid Ziya Uşaklıgil, Halil Nihat Boztepe, Aka Gündüz, Ercüment Ekrem Talu ve Celal Sahir Erozan’ın Yeni Kitap dergisine verdiği mülakatlar yeni harflere aktarılarak gün yüzüne çıkıyor. Cumhuriyet dönemini kapsayan 80 yıllık zaman diliminin sonunda, önde gelen edebiyatçılarımızın görüş ve yorumları günümüz araştırıcı ve ilgilileri için bir kaynak niteliğinde.

 

…………….

Yeni Kitap Dergisinde On Yazar – On Mülakat Muharrem Dayanç


Kitabı satın almak için resme tıklayınız.

Yakup Kadri Karaosmanoğlu’na göre Nedim çok cıvıktı, Fuzûlî ise şairiyet dehasıydı. Hüseyin Rahmi Gürpınar ‘Kadınların içinde büyüdüğüm için kadın ruhunu iyi bilirim’ derdi ve tentene örmeyi de öğrenmişti kadınlardan. Yazar, evinde kullandığı yastıkları bizzat kendisi örmüştü. Abdülhak Hâmit Tarhan, açıksözlülükle itiraf etmişti: ‘Efendim, dayanamazdım. Benim için bir tek kadınla kanaat etmek ne mümkündü’

Mecdi Sadrettin, Yeni Kitap dergisi için Hüseyin Rahmi Gürpınar ile mülâkat yapmaya gittiğinde üstadın “dudaklarında hiç eksilmeyen tebessüm, masum çocuklarınki kadar saf”tı. Ve “bütün memlekette kulaktan kulağa dolaşan büyük şöhretinden haberi yokmuş gibi sakin ve mütevazı”ydı. Yıl 1927…
M. Salahattin Güngör, Samipaşazade Sezai’nin Vaniköy’deki yalısına mülâkat yapmaya gittiğinde, üstat “dalgın ve müteessir görünüyordu. Geniş alnını açıkta bırakan kısmen dökülmüş beyaz saçlarını eliyle arkaya iterek” Güngör’ün karşısına oturmuştu. Yıl 1927…
Muharrem Dayanç’ın hazırladığı “Yeni Kitap” Dergisinde On Yazar-On Mülâkat, 1927-1928 yılları arasında bu dergide dönemin ünlü edebiyatçılarıyla yapılan konuşmaları bir araya getiriyor. Yeni kitap, Cumhuriyet’in ilanından harf inkılâbına kadarki süre içinde İstanbul’da Osmanlı Türkçesiyle çıkan en son ve en önemli dergilerden birisi. Muharrem Dayanç’ın bu dergiyi seçmesinin en önemli sebeplerinden biri bu olsa gerek. Dayanç’ın kitabında yer verdiği on mülâkattan dördü Mecdi Sadrettin Sayman tarafından, altı tanesi ise M. Salahattin Güngör tarafından yapılmış. Yazar, o zamanlar Osmanlı Türkçesiyle yayımlanan bu konuşmaları günümüz Türkçesine yakın bir şekilde sunuyor okura. Mülâkat yapılan on yazar ise şöyle: Hüseyin Rahmi Gürpınar, Halil Nihat Boztepe, Ercüment Ekrem Talu, Samipaşazade Sezai, Abdülhak Hâmit Tarhan, Halit Ziya Uşaklıgil, Aka Gündüz, Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Celâl Sahir Erozan.
Bu mülâkatlar için, yazarların iç dünyalarını, toplumsal görüşlerini anlatan altın değerinde kaynaklar desek abartmış olmayız. Mecdi Sadrettin ve M.Salahattin’in soruları, yazılarının girişleri, tasvirleri düşünüldüğünde insan ister istemez bu konuşmaları bugünün söyleşileriyle kıyaslıyor. Mülâkatlar, dönemin yazarlarının fiziksel özelliklerinden ev düzenlerine ve karakter özelliklerine kadar birçok ayrıntıyı açığa çıkarıyor. Yazının girişinde yaptığım alıntılar bunun en basit örneklerinden. Bu yazıyı edebiyatın ‘tatlı’ magazinine ayırdım.1927 ve 1928 yılında mülâkatların yapıldığı yerler, yazarların aşk hikâyeleri, kaygıları, hayal kırıklıkları… Bu tadımlık anekdotlar edebiyatın ve hayatın ‘geçmiş zaman’ına dair.
Gürpınar, Steınburg birahanesindeyken
Vapura yetişme kaygısı yüzünden mülâkatı kısa kesen Ahmet Haşim ya da mütevazı apartmanının caddeye bakan kütüphane odasında kolları sıvalı beyaz geceliği ile M. Salahattin’i karşılayan Ercüment Ekrem Talu… Bilmem hangisinden başlamalı? En iyisi büyük bir açıksözlülükle sevdiği şairleri anlatan Yakup Kadri Karaosmanoğlu’ndan başlamak. Karaosmanoğlu Nedim’i çok cıvık olduğu için sevmediğini ama Fuzûlî’yi “şairiyet dehası” olarak gördüğünü, kendi dönemindeki biricik şairin ise Ahmet Haşim olduğunu söyler: “Onunla kimi mukayese edeceğimi bilemiyorum. Çünkü Haşim, yap(a)yalnızdır. Fuzûlî ve Haşim… Ve ne garip bir tesadüftür her ikisi de Bağdatlı’dır.” Hayat üşüyen bir beden ise edebiyat da pekâlâ onun ceketi olabilir. Hüseyin Rahmi Gürpınar da mülâkatında edebiyat ve hayat arasındaki bağa dem vuran ilginç bir anekdot anlatır:
“…Muadele-i Sevda’nın neşri esnasında bir akşam Steinburg birahanesinde oturuyordum. Yanımda arkadaşlar da vardı. O zaman oralara çok giderdik. Gençlik zamanı… Muadele-i Sevda’nın mevzuu şöyle hülasa olunabilir: Bir adam karısını seviyor. Sadakatsizliğini bildiği hâlde boşamıyor. Kadını bırakamıyor. O sırada yanıma tanıdıklardan bir zat geldi. Dedi ki; şurada, pencerenin kenarında biri oturuyor hani içiyor, görüyor musun? Evet, dedim. Bu adam, dedi, yazdığınız romandaki tipin vaziyetindedir. Karısının kendisine ihanet ettiğini biliyor, yakalayıp öldüremiyor. Romanda verilecek neticeye göre hareketle edecek. Siz ne yaparsanız o da onu yapacak. Baktım vaziyet fena. Romandaki adama karısını alelâde boşattım. Roman bittikten sonra birçok mektuplar gelmeye başladı. Kariler niçin böyle bir kadını öldürtmediğimi soruyorlar. O zaman bu suallere cevap verememiştim. Bugün size işin hakikatini itiraf ediyor, iç yüzünü anlatıyorum…” Gürpınar’ın mülâkatında dikkat çeken diğer bir soru romanlardaki renkli hayatı nereden bildiği ya da bulduğu sorusudur. Yazara göre bunun iki sebebi vardır: üç yaşında annesini kaybettikten sonra hizmetçiler, uşaklar elinde büyümesi ve komşu kadınların ona mektup yazdırmaları. “Kadınların içinde büyüdüğüm için kadın ruhunu iyi bilirim…” diyen Gürpınar, o zamanlar kadınlardan tentene örmeyi de öğrenir. Hatta mülakatı yapan Mecdi Sadrettin’e dönerek, “işte şu koltukta gördüğünüz yastıkları bizzat ben ördüm…” der.

İlk büyük ıstırap ve ilk zevce
“Yeni Kitap” Dergisinde On Yazar-On Mülâkat‘ta yer alan yazarlardan biri de Abdülhak Hâmit Tarhan’dır. Tarhan, M. Salahattin’in ‘Hayatınızda en büyük ıstırabı, ne vakit hissettiniz?’ sorusu ile biraz karmaşık aşk ve evlilik hayatını anlatır. Sohbete o zamanki eşi Naciye Hanım da bir ara katılır. “En büyük ıstırabım… Ona şüphe mi var ki ilk büyük ıstırabı ilk zevcem Fatma Hanım’ın vefatıyla hissettim. Vefatı 1885 senesinin nisanındadır.” Tarhan, bu dönemde iki sene Londra’ya gider işi gereği. Üstat burada bir sigara yakar ve bir tane de M.Salahattin’e uzatır ve devam eder: “Fatma Hanım’dan sonraki zevcem Nelly Hanım’dır. Kendisiyle Londra’da Times (Thames) kenarında Hotel Tilbury’de tanıştım. Benimle izdivaç eder misin? Dedim. Derhal kabul etti. Henüz on dokuz yaşlarında bir kızdı. Senelerce geçindik. Sonra o da teverrüm etti, gitti. Mülâkatın tam da burasında bir hanımefendi girer odaya ve Tarhan şöyle takdim eder: “İlk nişanlımdır, hanım: Daha, Fatma Hanım’dan evvel… On dokuz yaşlarında bir gençtim. Nişanlanıverdi idik. Fakat pederi Sultan Mecit’in baş mabeyincisi Neşet Bey, pek merasimperest bir zat idi. Büyük düğünler yapmak istiyordu. Ben de biraz acûl.. Israr eder, dururdum. Nihayet benim zorumla Edirne’den bir ültimatom gönderdiler. “Bir haftaya Naciye Hanım’ı göndermezseniz, Hâmit’i başkasına nişanlayacağız.” diye. Hiç Neşet Bey, adama bir haftada kız verir mi? Tabiî nişan bozuldu. Naciye Hanımefendi, burada Hâmit Bey’in sözünü kesti: Yoo… dedi, işin doğrusunu anlatmıyorsunuz. Efendim, Abdülhak Hâmit Beyefendi, gençlik saikasıyla Fatma Hanım’la sevişmişler. Benimle nişanlandıklarını duyunca Fatma Hanım, Hâmit Bey’e haber göndermiş: “Senin cemiyetinde ben karalar bağlayacağım” demiş.”
Abdülhak Hâmit Tarhan sonradan şöyle bir açıklama yapar: “…Efendim, dayanamazdım. Benim için bir tek kadınla kanaat etmek ne mümkündü, efendim, ne mümkündü. Hayatımda belki yüz elli kadını sevdim… Her içişimde bir kadınla sevişirdim. Zaten içmesem evlenmezdim ki…” Kadınları sevmek üzerine konuşan bir diğer yazar da Celâl Sahir Erozan’dır. Yazar, ‘kadınları neden seversiniz?’ sorusun bakın nasıl yanıtlıyor: “Güldü. Karşıdaki Ankara kalesine açılan geniş pencereye dayanarak: Suallerinizin en çetinini en yorgun dakikaya bıraktınız. Eğer aşk bir muhâkeme ve mantık işi, şuurî bir hareket olsaydı bunu vâzıh bir surette tesbit etmek mümkün olurdu. Bence niçin sevdiğini bilen adam, kâfi derece sevmiyor demektir! ”

Edebiyat ve hayal kırıklığı
Edebiyat ve yazı demek biraz da hayal kırıklığı demektir. Halit Ziya Uşaklıgil’in de yayımlanan ilk yazısı ile ilgili unutmayacağı bir hayal kırıklığı var: “Muallim Naci devre-i edebiyyesinin en kuvvetli zamanları idi. Bilmem o zaman on beş yaşında var mıydım? Ahmet Midhat Efendi ile Muallim Naci’nin Tercüman-ı Hakikat sahâifinde uyandırmak istedikleri hareket-i edebiye, beni de mevecâtına kaptırdı. Ve “Aşkımın Mezarı” nâmında edebî bir makale yazıp Tercüman’a gönderdim. Hiç ümit etmediğim hâlde Tercüman-ı Hakikat, bunu neşretti. Yalnız Muallim Naci, makalemin altına mülâhaza olarak şöyle bir şey kaydetmişti: “Mezarda aşk aramak, ölüde hayat aramak gibidir.” Bu cümle, beni birden o kadar meyus etti ki. Bir daha Tercüman-ı Hakikat‘in semtine uğramak şöyle dursun yazılarımı neşrettirmek hevesinden de ebediyen ayrılmış gibi oldum.”
Muharrem Dayanç dönemin önemli on yazarının konuşmalarını bir araya getirerek edebiyat meraklılarının zevkle okuyacağı ve bir kaynak olarak kullanabilecekleri bir kitap ortaya çıkarmış.

BURCU AKTAŞ

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=EklerDetay&ArticleID=919148&CategoryID=40

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: