SAVAŞ

Boş zamanlarınızda kitap okumayın

Eşitler Evi(Küçük Şeyler 4) – Üstün Dökmen

Posted by savaska Nisan 11, 2009

esitler-evi-ustun-dokmen

EŞİTLER EVİ – Küçük Şeyler 4
Üstün Dökmen
Remzi Kitabevi, 2009, 244 sayfa

Üstün Dökmen, ‘Eşitler Evi: Küçük Şeyler-4’te, ailede, işyerinde baskıcı tavırları açıklarken, eşitler evinin oluşturulması için bireylere düşen sorumlulukları da anımsatıyor. Yazar, bize örneklerle, güncel olaylarla, eşitler evini kurmayı öğretiyor

Yazar, psikolog Üstün Dökmen, tüm yapıtlarında insanoğlunun çağlar boyunca, insanlık adına ulaştığı yeri gösteriyor. Onun yapıtları, insanlık savaşımının göstergesi bir bakıma. Eşitler Evi: Küçük Şeyler-4 de bu yüzden önemli. Yapıtta, ailede, işyerinde baskıcı tavırlar açıklanırken, eşitler evinin oluşturulması için bireylere düşen sorumluluklar da anımsatılıyor.

Bu kitabı paylaş

 Evimizde, ‘insan’ temel ölçüt olarak alınıyorsa, herkes birbirine eşitse, evimiz eşitler evi oluyor. Evin beyi, kendini reis olarak görüyorsa esirler evindesiniz demektir. Tüm sorun, esirler evini, eşitler evine çevirmek. Yazar, bize örneklerle, güncel olaylarla, eşitler evini kurmayı öğretiyor. Sözgelimi; Tuzla Tersanesinde, deneme sırasında kurtarma botuna ağır çuval yerine insan konulursa ve insanlar boğularak ölürse, bu işyeri esirler evidir. İnsanın deneme aracı olarak kullanılması etik dışıdır.

Tam eşitlik olabilir mi?
Yazar, aile içindeki tutsaklığa örnekler veriyor. Sözgelimi; kadın eşine: ”Bana bir gün göstermedin” diyorsa, burada, eşitsiz karı-koca ilişkisi vardır. Günümüzde, iş için, ekmek için teknelerle bir yerden başka bir yere göç ederken boğulanlar, köle ticaretinin sürdüğünün kanıtı. Beyaz kadın ticareti de öyle. Çocuk işçilerin çalıştırılmaları da. Esirler evindeki geçerli sözler kendimizi sınamak için önemli ölçüt oluşturuyor: “Canım koca değil mi, sever de döver de!”, “Kadın erkeğin elinin kiridir!”, “Kızını dövmeyen dizini döver!” (s. 32). Eşitler evinde, insanın temel gereksinimleri karşılanıyor. Kişi, ekonomik yönden bağımlı değil. Onur eşitliği bulunuyor, cinsiyet ayrımı yapılmıyor, uzlaşma becerileri gelişiyor vb. Öfke, eşitler evini olumsuz etkiliyor. Yazar, ‘Tam eşitlik olabilir mi?’ sorusuna açıklık getiriyor. Köleliğin, kulluğun insanın beyninde olduğunu, kredi kartı uygulamalarının çağdaş köleler yetiştirdiğini belirtiyor. Genç Osman’ın köleliğe karşı olduğu için, tek eşliliği savunduğu için öldürüldüğünü söylüyor. Hastalanan işçilerin işten çıkarılmalarını, çocukların ekonomik getirisi olan bir öğe olarak görülmesini (Zorlanmadan çalışıyorlarsa hariç), kölelik olarak değerlendiriyor. Kulluktan kurtuluşa geçişin izlerini süren yazar, özgürlük aşamasında, işyerinde, ailede, eşitler evinin ortaya çıktığını savunuyor. Ailede, çocukların anneye, babaya bağımlılıklarının eşitler evini bozduğunu belirtiyor.
Bağımlılık ve bağlılık arasındaki ayrıma örnek veren yazar, kadının eşi olmadan hiçbir şey yapamamasını bağımlılık, birlikte olmayı, sevmeyi ve istekli olmayı bağlılık olarak değerlendiriyor. Eşler arasındaki birlikte seçimler bağlılığın göstergesi. Karı kocaların kendi ailelerine bağımlı oluşlarının eşitler evini bozduğunu belirten yazar, nişanlıların da kurdele kesilerek nikahla bağlandıklarını savunuyor. Başkalarını, kendimiz gibi düşünmeye zorlamak, onları köleleştirmek demektir. Çocuklarımızı, araştırmaya, özgür düşünmeye yöneltmeli, meslek seçimlerinde yönlendirmemeliyiz.

Defne sendromu
Toplumu köleleştirmenin birçok yönüne örnek veren yazar, telefonla dinleme korkusu yaratmanın köleleştirme olduğunu belirtiyor. Kadının köleleştirilmesine, ‘Defne sendromunu’ örnek veriyor. Babanın,oğluna: “Git annene tükür!” deyişinde, erkek çocuğun ailede daha çok tutulmasında, erkeğin egemenliği söz konusu. Kadın erkek eşitliği, eşitler evinin en önemli koşulu. İşyerinde de önemli bu. Kadın-erkek onurunun eşitliği göz ardı edilmemeli. Yazar, erkeklerin lehine olan farkları, “yanlış yorumlar” olarak değerlendiriyor. Sözgelimi; “kadınlardan büyük sanatçı çıkmaz” yargısının yanlış olduğunu belirtiyor. Kadına, erkeğe tanınan haklar tanındığında, büyük kadın sanatçılar da çıkacağını savunuyor. Toplumda, erkeğe abartılı değer verilmesi, eşitler evini bozan bir olgu. Erkeğin kadına öfkesi, baskısı da eşitler evini, esirler evine çeviriyor. Öfkenin oluşmasında, “model alma”, “eski senaryolar”, “beklenti yoğunluğu”, “bastırılmış korkular” vb. etkili oluyor. Çocuklar, büyüdüklerinde ailede gördüklerini yansıtıyorlar. Yazar, sonuç olarak, ailedeki ve toplumdaki tüm baskıcı tavırların esirler evine katkıda bulunduğunu, eşitler evini kurmak için ise, yeni bilgiler, yeni davranışlar edinmek gerektiğini belirtiyor.
Üstün Dökmen, verdiği güzel örneklerle görüşlerini kanıtlıyor. Kitabın bir solukta ve zevkle okunmasını sağlıyor. İnsanın insanlaşma sürecini yeniden anımsatıyor. HASAN AKARSU  Kaynak: http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=EklerDetay&ArticleID=924732&CategoryID=40

YORUM: Kişisel gelişim, kişinin kendini sorgulaması, yargılaması, değişmesi, gelişmesi için müthiş bir kitap. Empati kitabını severek okumuştum yıllar önce, Dökmen’in. Küçük Şeyler’in birinci kitabını aldım bugün. Kendimi iyi hissediyorum Dökmen’i okurken. Havadan konuşmuyor, kitap boyunca arkadaşlık etti sanki bana. Örnekler gülük yaşamdan, yaşamım(ız)dan. Türkiye’de her evde bir Üstün Dökmen kitaplığı kurulmalı, ailecek Üstün Dömen okuma saatleri yapılmalı. Ki kendiyle barşık bir toplum olabilelim.

Üstün Dökmen, (d. 1954, İstanbul). Türk akademisyen, psikolog, yazar ve televizyon programcısı. Halen Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi’nde profesördür.

1971 yılında Ankara’da Cumhuriyet Lisesi’ni, daha sonra Hacettepe Üniversitesi Psikoloji bölümü’nü bitirdi. 1986 yılında doktorasını Psikolojik Danışma ve Rehberlik alanında bitirdi. 1988’de doçentlik, 1995’de profesörlük derecesini aldı.

Sosyal bilimlere ilgi duyuyordu, ancak öncelikle Hacettepe Üniversitesi Fizik Bölümü’ne kaydoldu. Üçüncü sınıfa gelince fiziğin kişiliğine uygun olmadığını fark etti. Yeniden üniversite sınavlarına girerek Hacettepe Üniversitesi Psikoloji Bölümü’ne geçti. Bu bölümden mezun oldu ve aynı bölümde Uygulamalı Psikoloji (Klinik Psikoloji) alanında master yaptı. Psikolojik danışma ve rehberlik alanında 1986 yılında doktora, 1988 yılında doçentlik, 1995’te ise profesörlük derecesi aldı. Halen Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi’nde öğretim üyesidir.

TRT’de Küçük Şeyler adlı bir programı hazırlıyor ve sunuyordu.

Dökmen’in çeşitli bilimsel dergilerde yayımlanan makalelerinin yanı sıra dört bilimsel, bir de şiir kitabı vardır. Bu kitaplar sırasıyla; “Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi: Kuruluşu, Gelişmesi, Çalışmaları” , “Okuma Becerisi İlgisi ve Alışkanlığı Üzerine Psiko-Sosyal Bir Araştırma” , “İletişim Çatışmaları ve Empati” , “Sosyometri ve Psikodrama” adlarını taşımaktadır. Şiir kitabının adı “Selam” dır. Meslektaşı Doç. Dr. Zehra Yaşın Dökmen’le evlidir.

ESERLERİ:

  • Sanatta ve Günlük Yaşamda İletişim Çatışmaları ve Empati
  • Yarına Kim Kalacak? Evrenle Uyumlaşma Sürecinde Varolmak, Gelişmek, Uzlaşmak
  • Küçük Şeyler, 2004.
  • Sosyometri ve Psikodrama
  • “Ladesci” 2005
  • “Küçük şeyler 2” 2006
  • “Yaşama Yerleşmek” 2008
  • “Selam”
  • “Eşitler Evi” 2009
  • OYUNLARI

  • Oyunlar-Otoyolda Piknik-Padişah 1 Hali Osman
  • Bir Yumurtanın Tarihçesi veya Bir Yumurta Pişirme Tarifi
  • Toplumsal Cinsiyet
  • Yağmurda Yangın
  • Selam
  • Komşu Köyün Delisi (tiyatro oyunu)
  • Ladesçi (Yaşamın Kerteriz Defterinden Bir Roman)
  • KAYNAK: http://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%9Cst%C3%BCn_D%C3%B6kmen

    Reklamlar

    Bir Cevap Yazın

    Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

    WordPress.com Logosu

    WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

    Twitter resmi

    Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

    Facebook fotoğrafı

    Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

    Google+ fotoğrafı

    Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

    Connecting to %s

     
    %d blogcu bunu beğendi: