SAVAŞ

Boş zamanlarınızda kitap okumayın

Bir Gün Tek Başına – Vedat Türkali

Posted by savaska Ekim 9, 2009

Bir Gün Tek Başına Bir Gün Tek Başına – Vedat Türkali
Cem yay. İst. 1988 9. baskı,  608 sayfa

“Peki kiminle bağıracağım ben? İşçilerin arasına da giremedim. Tek  başınayım şu yolun kıyısında”(s.437)

“Yaşadım mı diyorsun o günleri budala?.. Hıyarağası!.. Kaçtın… Hem de kimle?.. Allah kahretsin. Nasıl kaçtım o günlerin kavgasından? Müdüriyette bir tokatla hem de…”(s.536)

Bu kitabı paylaş


Kenan’ın trajedisi.  Yaşamda sıkışıp kalmış, yaşama nedenini kaybetmiş, ailesinden, her şeyden kopuk bir adam. Yitirdiklerine, yeni bir başlangıca açılan bir kapı; Günsel.  Devrimci bir kız, Günsel.  Ne olursa olsun kızını babasız bırakmamaya kararlı, dişiliğini sonuna kadar kullanmaktan çekinmeyen bir kadın; Nermin, Kenan’ın eşi. Rasim; düzenbaz, çıkarcı, sözde vatansever, katışıksız kapitalist, siyasilerle ilişki içinde, Kenan’ın aile dostu, koruyucusu?… Sermet, Baba, Zeynep, Handan, Turgut….
Hamile kalan Günsel, eylemlere en ön safta katılmaktan kaçınmaz. İnançlıdır. Ancak, Kenan’ın polis olduğu şüphesi,  yaşama inancını sarsar.

Kenan’ın çevresi hep polislerle (mi) kuşatılmıştır?. Karakolda birkaç toaktla çözülmüş müdür?.. Aaynı sebeple  bir arkadaşı içeri atılrken, o nasıl kurtulmuştur.

Günsel, kenan için bir kurtuluş, günahını sevaba çevirme  şansıdır. Ama geri teper bu şansı da, hem de… “Küçük burjuva duyarlılığı”nın kurbanı olur, Kenan.  Günsel de, Nermin de terketmiştir onu… Bileklerini keser, yaşamını sonlandırır… TEK BAŞINA, BİR GÜN.

http://www.vedatturkali.net/TR/album.html

VEDAT TÜRKALİ

Asıl adı Abdülkadir Pirhasan. 1919 yılında Samsun’da doğdu. İstanbul Üniversitesi Türkoloji bölümünü bitirdi. Maltepe ve Kuleli Askeri Lisesi’nde edebiyat öğretmenliği yaptı. 1951’de siyasal eylemlerde bulunmakla suçlanarak tutuklandı. Askeri mahkeme tarafından dokuz yıl hapis cezasına çarptırıldı. Yedi yıl sonra koşullu olarak serbest bırakıldı.

Vedat Türkali 1944–1950 ağır baskı döneminde devrimci sanat çevrelerinde ilk kez el altında dolaştırılan gizli şiirleriyle (özellikle “İstanbul” şiiri ile) tanındı. Şiir uğraşlarını gizlilik döneminden sonra düştüğü hapishanede mapusluk süresince de sürdürdü.

1958 yılında cezaevinden çıktıktan sonra sinema alanında çalıştı. 40’ın üzerinde senaryo yazdı ve üç filmin yönetmenliğini yaptı. Senaryolarını Vedat Türkali takma adı ile yazıyordu. Film alanındaki emekleri günümüz Türk Sineması’nda seçkin bir yer tutar. Geniş izleyici yığınlarını da saran bu çalışmalarının genç Türk Sineması’nın oluşum ve gelişiminde etkin bir yeri olduğu bilinen bir gerçektir.

Yazdığı üç tiyatro oyunu, ulusal gelenek ve değerlere dayanan oyunlar olarak (ikisi türkülerle işlenmiş epik yapıda) özgün öncü nitelikler taşır. 141. Basamak 1970’de Ankara’da sergilendi. Bu ölü Kalkacak 1976 yılında İstanbul Belediye Şehir Tiyatrosu’nda sergilenirken yasaklandı. Dallar Yeşil Olmalı 1985’de yayınlandı.

Vedat Türkali, Türkiye Yazarlar Sendikası ve Barış Derneği yöneticilik ve üyeliklerinde bulundu. Aydınlar Dilekçesi ve Barış Derneği davalarından yargılandı.

İlk romanı Bir Gün Tek Başına 1974 yılında yayınlandı. Bu roman sanatsal ve yazınsal görüşlerinden ödün vermeden sinematografik özelliklerin romana aktarıldığı üstün başarılı bir yapıt olarak heyecanla karşılandı. Türkali, Bir Gün Tek Başına‘da 27 Mayıs Askeri Darbesi öncesindeki Türkiye aydınlarının bunalımlı çıkmazını sergiler.

İkinci romanı Mavi Karanlık ağır koşullarda aydınlar arası hesaplaşmaya dayanan acı umutsuz bir sevi romanı olarak 1983’te yayınlandı. Üçüncü romanı Yeşilçam Dedikleri Türkiye, Türk romanında bir dönüm noktasıdır denilebilir. Bu yapıtında da Türkali, bir tarih parçasının karmaşasındaki Türkiyenin çelişkilerle yüklü acı tatlı serüvenini bölüşen tanıklarıyla yüzyüze getiriyor okuyanları.  

Bu Gemi Nereye (1985) adlı düz yazıları, söyleşileri, soruşturmalarından oluşan kitabı, Türk Sineması üzerine araştırma yapacaklar için kaynakça niteliğindedir.

Önsözlerinde Türk Sineması’nın yapısı ile ilgili önemli açıklamaları içeren iki senaryo kitabı var: 1. Üç Film Birden-1979 (Bedrana, Kara Çarşaflı Gelin, Analık Davası) 2. Eski Filmler- 1984 (Otobüs Yolcuları, Karanlıkta Uyananlar, Güneşli Bataklık, Umutsuz Şafaklar)

1990’da Tek Kişilik Ölüm romanı yayınlanır. Gerçek kişilere ve gerçek olaylara dayalı bir dönem romanıdır. Daha sonra ki on yıl boyunca Türkiye Komünist Partisi’nin tarihi niteliğindeki, İkinci Dünya Savaşı döneminin siyasal yapısının sergilendiği Güven adlı iki ciltlik romanını yazar. Bu romanı rahat yazmak için 10 yıl Londra’da kalır.

Bunların dışında düz yazıları, söyleşileri, savunmaları Tüm Yazıları Konuşmaları (2001)adlı bir kitapta toplanmıştır.

Komünist (2001) adlı bir anı kitabı vardır. Bu kitap çocukluğundan, tutuklanma sürecine kadar ki yaşamından kesitler içerir. 

Son romanı Kayıp Romanlar (2004) dır.  Doktor Nahit Kotar yıllar süren siyasal sürgünden, tutkuyla bağlı olduğu İstanbul’una dönebildiğinde yetmişinin sonlarındadır. Devrimci bir emeklilik yaşam çizgisi çekmiştir kendince. İstanbul’uyla özlem giderecek, dış ülkelerde sürekli içinde olduğu sanat etkinliklerini ülkesinde izleyecek, artık kapalı olan eski örgütü adına dış ülkelerde sürdürdükleri etkinliklerden üstünde kalmış yüklüce parayı vereceği en uygun örgütü arayıp bu ağır yükten kurtulacaktır. Bir de roman yazmayı düşünmektedir bu arada.

Çelişkilerle çalkalanarak değişen, değişemeyen Türkiye’de şaşkınca dolaşmaya başladığı daha ilk günlerinde bir genç kız çıkar karşısına. Aralarında yaş uçurumu olan, inandıklarının tam karşısında değerler tablosunu benimsemiş görünen bu genç kızla, Esme’yle karşılaşması yeni bir dönem başlatmıştır yaşamında. Kızgınlıklar, karşılıklı suçlamalar içinde bağlı oldukları değerleri tartışmaları, birbirlerini gizli, açık, kaçınılmaz biçimde de kendilerini sorgulamaya başlamalarıyla yepyeni bir yola düşerler. Ülkenin özgürlük kavgası, tarihten gelen, çözüm bekleyen Kürt, Ermeni sorunları, tüm bu sorunlarla birlikte dış-iç egemen karanlık güçlerin, mafyaların kanlı gölgesi vardır bu bin bir tehlikeyle dolu yolun üzerinde.

Vedat Türkali, senaryoları, oyunları ve romanları ile ulusal ve uluslararası alanda bir çok ödüller almıştır. Bir Gün Tek Başına adlı romanı ile 1974 Milliyet Roman ödülü ve 1976 Orhan Kemal Roman ödülü; Çekoslovakya’da Carlovy Vary Film Festivali’nde Bedrana filmiyle, 1982 Cidale, Güneşli Bataklık ile 1982 sendika ödüllerinden başka Dallar Yeşil Olmalı oyunu ile de 1970 TRT Sanat ödüllerini almıştır.

1 Mayıs 2004’den – 1 Mayıs 2005’e kadarki bir yıl, aydınların, sanatçıların, kültür sanat kurumlarının ve insan hakları savunucularının katılımı ile “Vedat Türkali Yılı” ilan edilmiştir. Çok çeşitli etkinliklerle geçen bu bir yıl, ilk kez yaşayan bir aydına armağan edilmiştir.KAYNAK: http://www.vedatturkali.net/TR/index.html

ESERLERİ:

  • Bir Gün Tek Başına (roman, 1974)
  • Eski Şiirler, Yeni Türküler (şiirler, 1979)
  • Üç Film Birden (senaryolar, 1979)
  • Mavi Karanlık (roman, 1983)
  • Eski Filmler (senaryolar, 1984)
  • Bu Gemi Nereye (yazılar, anılar, 1985)
  • Dallar Yeşil Olmalı (oyun, 1985)
  • Tek Kişilik Ölüm (roman, 1989)
  • Özgürlük İçin Kürt Yazıları (1996)
  • Güven (roman, 1999)
  • Komünist (anı, 2001)
  • Yeşilçam Dedikleri Türkiye (roman, 2001)
  • Bu Ölü Kalkacak (oyun, 2002)
  • Dallar Yeşil Olmalı (oyun, 2002)
  • Kayıp Romanlar (roman, 2004)
  • Yalancı Tanıklar Kahvesi (2009)
  • İSTANBUL

    Salkım salkım tan yelleri estiğinde
    Mavi patiskaları yırtan gemilerinle
    Uzaktan seni düşünürüm İstanbul
    Binbir direkli Haliç’inde akşam
    Adalarında bahar
    Süleymaniye’nde güneş
    Hey sen ne güzelsin kavgamızın şehri
    Ve uzaklardan seni düşündüğüm bugünlerde
    Bakışlarımda akşam karanlığın
    Kulaklarımda sesin İstanbul
    Ve uzaklardan
    Ve uzaklardan seni düşündüğüm bugünlerde
    Sen şimdi haramilerin elindesin İstanbul
    Plajlarında karaborsacılar
    Yağlı gövdelerini kumlara sermiştir
    Kürtajlı genç kızlar cilve yapar karşılarında
    Balıkpazarı’nda depoya kaçırılan fasulyanın
    Meyvesini birlikte devşirirler
    Sen şimdi haramilerin elindesin İstanbul
    Et tereyağı şeker
    Padişahın üç oğludur kenar mahallelerinde
    Yumurta masalıyla büyütülür çocukların
    Hürriyet yok
    Ekmek yok
    Hak yok
    Kolların ardından bağlandı
    Kesildi yolbaşların
    Haramilerden gayrısına yaşamak yok
    Almış dizginleri eline
    Bir avuç vurguncu müteahhit toprak ağası
    Onların kemik yalayan dostları
    Onların sazı cazı villası doktoru dişçisi
    Ve sen esnaf sen köylü sen memur sen entelektüel
    Ve sen
    Ve sen haktan bahseden Ortaköy’ün Cibali’nin işçisi
    Seni öldürürler
    Seni sürerler
    Buhranlar senin sırtından geçiştirilir
    İpek şiltelerin istakozların
    Ve ahmak kadınların selameti için
    Hakkında idam hükümleri verilir
    Haktan bahseden namuslu insanları
    Yağmurlu bir mart akşamı topladılar
    Karanlık mahzenlerinde şehrin
    Cellatlara gün doğdu
    Kardeşlerin acısıyla yanan bir çift gözün vardır
    Bir kalem yazın vardır
    Dudaklarını yakan bir çift sözün vardır
    Söylenmez
    Haramiler kesmiş sokak başlarını
    Polisin kırbacı celladın ipi spikerin çenesi baskı makinesi
    Haramilerin elinde
    Ve mahzenlerinde insanlar bekler
    Gönüllerinde kavga gönüllerinde zafer
    Bebelerinin hasreti içlerinde gömülü
    Can yoldaşlar saklıdır mahzenlerinde
    Boşuna çekilmedi bunca acılar İstanbul
    Bulutların ardında damla damla sesler
    Gülen çehreleri ve cesaretleriyle
    Arkadaşlar çıktı karşıma
    Dindi şakaklarımın ağrısı
    Bir kadın yoldaş tanırdım
    Bir kardeş karısı
    Hasta ciğerlerinin taşıdığı çelimsiz kemikli omuzları
    Ve hüzünlü çehresiyle bebelerini seyrederdi
    Cellatlara emir verildiği gün haramilerin sarayında
    Gebeliğinin dokuzuncu ayında
    Aç kurtların varoşlara saldırdığı
    Tipili bir gece yarısı
    Sırtında çok uzak bir köyden indirdi
    Otuz beş kiloluk sırrımızı
    Zafer kanlı zafer kıpkırmızı
    Boşuna çekilmedi bunca acılar İstanbul
    Bekle bizi
    Büyük ve sakin Süleymeniye’nle bekle
    Parklarınla köprülerinle kulelerinle meydanlarınla
    Mavi denizlerine yaslanmış
    Beyaz tahta masalı kahvelerinle bekle
    Ve bir kuruşa Yenihayat satan
    Tophane’nin karanlık sokaklarında
    Koyun koyuna yatan
    Kirli çocuklarınla bekle bizi
    Bekle zafer şarkılarıyla caddelerinden geçişimizi
    Bekle dinamiti tarihin
    Bekle yumruklarımız
    Haramilerin saltanatını yıksın
    Bekle o günler gelsin İstanbul bekle
    Sen bize layıksın 

     Eylül 1944 Akşehir

    Bu kitabı paylaş

    Reklamlar

    Bir Yanıt to “Bir Gün Tek Başına – Vedat Türkali”

    1. e. said

      kitabın sonunu yazmasaydınız keşke..

    Bir Cevap Yazın

    Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

    WordPress.com Logosu

    WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

    Twitter resmi

    Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

    Facebook fotoğrafı

    Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

    Google+ fotoğrafı

    Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

    Connecting to %s

     
    %d blogcu bunu beğendi: