SAVAŞ

Boş zamanlarınızda kitap okumayın

İnsanlık Komedyasının Ölümsüz Yazarı BALZAC – Stefan ZWEIG

Posted by savaska Ocak 16, 2011

İnsanlık Komedyasının Ölümsüz Yazarı BALZAC – Stefan ZWEIG, Kabalcı yay. Ocak 2002, 536 sayfa, Çeviri:yeşim Tükel-Şebnem Sunar

 Roman tadında bir biyografi yazmış Zweig. Kuru bilgileri sıralamıyor,  yazarın eserlerinden hareket ediyor, mektuplardan, tanıklardan… Kitabı bitirdiğinizde içinizde bir şeyler eksik kalıyor sanki, koca bir yazarın trajik yaşamı…

 Vadideki Zambak romanındaki aşkın kaynağını öğreniyorsunuz. Roman kahramanı neden kendiden büyük bir kadına (Madam de Mortsauf) aşık oluyor, onu yüceltiyor..(Laure de Berny: sevgili-anne-dost…)

 Sönmüş Hayaller’in yenik(?) kahramanı Balzac…. Zengin bir dul(Madam de Hanski) peşindeki Balzac… kahve tiryakisi…. hayalperest… dereyi görmeden paçaları sıvayan ve her herede boğulan…  yazı makinesi…  girdiği her işi batıran, aceleci…  Sınıf atlama hevesinde… İNSANLIK KOMEDYASInın TANRIsı…

“Balzac kızkardeşine yıllarca “Bana zengin bir dul bulun” diye başlayan mektuplar döşenir. Zengin dulu bulup kırk yılın başı zevk için kitap yazma hayaliyle öyle gözü döner ki kadın hayranlarından gelen mektupları yanıtlarken önceliği pahalı kağıtlara yazılmış olanlara verir. Yöntem öyle bilimseldir ki hayatının aşkı ve ömrünün son demlerinde karısı olacak Madam Hanska’yla bu sayede tanışır”(kitap zamanı,sayı 53)

aynı kitabın Can yayınlarından çıkan çevirisi üzerine.

Balzac – Bir Yaşamöyküsü

Stefan Zweig’ın Balzac’ın biyografisini kaleme aldığı yapıtı, sürgünlük yaşamının son döneminde Zweig’la birlikte önce Amerika Birleşik Devletleri’ne, oradan da Brezilya’ya gitti. Kitap, son noktasını ölümün koyduğu, bitmeyen bir başyapıt. Dostu Richard Friedenthal’in, Zweig’ın ölümünden sonra tamamlayıp ilk kez 1946’da Stockholm’de yayımladığı Balzac, Can Yayınları arasından okurla buluştu.

Hikmet Temel AKARSU

Şebnem Sunar ve Yeşim Tükel Kılıç tarafından Almanca aslından Türkçeye çevirilerek, Can Yayınları’nca basılan Stefan Zweig’ın Balzac biyografisi pek çok yönden incelemeye değer, çok önemli bir eser. Konuya nereden başlanacağına karar vermek ise tam bir mesele. Çünkü nereden girseniz yüksek edebiyatın, baş döndüren, yüceler yücesi bir noktasında buluyorsunuz kendinizi. Unutulmuş, ihmal edilmiş ya da daha doğru bir tabirle ifade edersek ülkemizde başarılı örneklerine nadiren rastlayabildiğimiz çok önemli bir edebiyat türü olan biyografinin dünyadaki en büyük ustası tartışmasız Stefan Zweig’dir. Zweig’ın, edebiyatın tüm diğer alanlarında verdiği çok önemli eserleri bir yana, son yıllarda art arda Türkçelerini okuduğumuz Rotterdamlı Erasmus, Macellan, Amerigo gibi biyografileri bile sözcüğün tam manasıyla birer başyapıttı. Her biri muhteşemdi. Bu değerli edebiyatçıdan, bir başka büyük edebiyatçı olan ve 19. Yüzyıl Fransız ve hatta dünya edebiyatının zirvesini teşkil eden Balzac’ın biyografisini okumak ise gerçek bir zevk. Gerçek bir edebiyat şöleni. Bu şöleni kaçırmamanızı tavsiye ederim. Fakat bu büyük edebiyat şölenini kaçırmazken; bir saygı duruşu olarak; insanın içini sızlatan bir hüznü, kederle, acıyla değerli yazarın aziz hatırasına sunmaktan geri duramıyor insan. Çünkü II. Dünya Savaşı sırasında pek çok yer değiştirmenin ardından kendini güvenli gördüğü Brezilya’ya atan Zweig burada Avrupa’nın içine düştüğü duruma tahammül edemeyerek karısı ile birlikte yaşamına son verdiğinde (1942) elinde henüz tamamlanmamış Balzac biyografisi vardı. Kaçırılmış müsveddeler, hazin bir ölüm, yok olup giden yaşamlar ve tüm bunlar arasında edebiyatın yüce ideallerine sadakat. Sanırım bu hikâyeyi duyup da hüzünlenmek bir yana; kahrolmamak mümkün değil. İşte böyle koşullar altında çıkmış ortaya Balzac biyografisi. Zweig’ın, uzun soluklu ve görkemli bir yapıt, bir büyük biyografi, bir şaheser bırakma arzusunun bir tezahürü olarak kaleme alınmış. Peki bu başarılabilmiş mi? Evet! Bihakkın! Dört dörtlük bir şaheser olarak!… Gel gör ki son noktayı koymak, bir tragedyanın ardından, yakın dostlara nasip olmuş.

‘İNSANLIK KOMEDYASI’

Zweig’ın Balzac biyografisinin değerini bilebilmek için, Balzac’ın edebiyatta ne kadar önemli bir yer işgal ettiğini bilmek, onun eşsiz edebiyatının tadına varmış olmak gerekir. Bilindiği gibi, Honore de Balzac yaşamı boyunca kaleme aldığı eserlerini ‘İnsanlık Komedyası’ üst başlığı altında topladı. Denebilir ki bu ‘İnsanlık Komedyası’ tabiri büyük yazarın yaşamını özetlemek için de kullanılabilecek en elverişli iki sözcüktür. Şahsen, çocuk yaştan beri Balzac’ın eserlerini büyük bir etkilenmişlik ve büyü altında okurum. Hiçbir yazardan, onun eserlerinden aldığım zevki alamamışımdır. Sözün açığı; Balzac benim yazarımdır. Sönmüş Hayaller, Taşralı Bir Büyük Adam Paris’te, Bir Yaratıcının Çektikleri, Vadideki Zambak, Goriot Baba, Eugenie Grandet gözyaşlarına gömülerek yuttuğum, başımı kaldırmadan, ara vermeden, boğulurcasına duygulanarak okuduğum kitaplardır. Hiçbir yazarda, ondaki zarafeti, kıvrak anlatımı, coşkuyu, ruhsal uçmuşluğu, betimleme varsıllığını ve hayal gücünü bulamamışımdır. İşte bu muhteşem yazarın biyografisinin türdeş bir yazınsal beceri ile kaleme alındığını görmek ne kadar etkileyici!… Orta burjuva ahlakına sımsıkıya bağlı bir ailenin dar görüşlü dünyasında yetişen Balzac’ın annesinin öldürücü baskılarının ardından, eğitimini tamamladığında avukat ya da noter katibi olacağına kesin gözle bakılırken her şeyi elinin tersi ile itip yazarlığı seçmesi o gün için bile inanılması zor bir cüretti. Fakat bütün hayalci genç adamlara olduğu gibi Balzac’a da bazı sürprizleri olacaktı hayatın. Ailenin kısa süreli desteğinin ardından Paris’te bir başına kaldığında acemilik yapıtlarının çöktüğünü, derin bir ilgisizlikle karşılandığını görmek ilk felaketti. Fakat yılmak bilmeyen Honore’ye hayatın başka çağrıları vardı: hayalet yazarlık, takma isimlerle ticari kitaplar yazmacalar, para kaygısıyla girişilen bin bir ucuz iş ve matbaacılığa kadar giden serüvenler. Sonunda uğranılan iflas ve ondan sonra ömrü boyunca yakasından düşmeyecek borçlar, alacaklıların sinsi takipleri ve yan ısıra zengin olma düşleri. Tüm kitabı burada size anlatacak değilim. Fakat Zweig’ın ne tür bir araştırma süreci yürüttüğünü doğrusu merak ettim. Görünmez melek olup da Balzac’ın bir omuzunda yaşayıp onun tüm hayatını gözlese bu denli ayrıntılı bir biyografi edinemezdi. Denebilir ki Zweig’ın kitabı adeta bir amel defteri kadar güçlü olmuş. Adeta Balzac’ın ruhunun fotokopisini almış, yaşamına gizli kamera koymuş gibi yazıyor her şeyi. Burada yürütülen biyografist vasfına hayranlık duymamak olanaklı değil.

BAŞARILI BİR ÇEVİRİ

O zarif, o derinlikli, o zekâ parıltıları taşıyan muhteşem bilgelik yazıtlarının yazarı Balzac’ın vasat tipi, sınıf atlama telaşları, süfli kadınların peşinde yaşadığı zilletler, sırnaşık alacaklılara karşı bir ömür sürdürdüğü namütenahi köşe kapmaca, ailesi ile ilişkileri, soylu gözükme merakı, gülünç denebilecek lüks düşkünlüğü gibi bin bir şaşırtıcı insansal durumu ise Zweig öyle bir anlatıyor ki; nasıl söyleyeyim; her şeyi anlıyoruz. Balzac’la hemhal olup birlikte çırpınıyoruz. Zoraki kendi ismine soyluluk takısı ‘de’ ekleyerek Honore de Balzac adını alan taşralı, Tours’lu orta burjuva çocuğu Honore Balzac’ın tüm ruhsal takıntılarına sevecen bir ruhla ortak oluyoruz. Tüm hayranları, onu daima, o çok arzu ettiği soylu takılı adı ile: Honore de Balzac adı ile anmayı bir nezaket ve saygı öğesi olarak içselleştirmiştir. Kuşkusuz biz Türk okurlar da hep aynı şekilde davrandık. Onun, o soylu sıfatı herkesten çok hakeden biri olduğunu herkes gibi biz de biliyorduk.Bu değerli kitap hakkındaki methiyelerim henüz bitmedi. Çevirmenler Şebnem Sunar ve Yeşim Tükel Kılıç’ın kullandığı Türkçe düzeyinde bir edebiyat dilini kullanabilen fazlaca Türk edebiyatçısı, romancısı sayamam. O denli güçlü ve edebi bir dil kullanıyorlar… Buna bir de Zweig’ın gerçekten de oylumlu olan edebiyatını ve Almanca gibi zor bir dilin özgün şartlarını ekleyin. Çevirmenlerin bu kitapta olağanüstü bir iş becerdiklerini ve muhteşem bir edebiyat dili ile bu kitabı bize sunduklarını söylemek, bu iki değerli şahsiyete yürekten teşekkür etmek zorundayız. Belki düzeltilerde bildiğimiz Can ölçütleri aşılarak biraz fazlaca kaçak verilmiş olabilir ama o kadar kusur kadı kızında da olur. Müteakip baskılarda düzeltilir. Stefan Zweig’in Balzac biyografisi son zamanlarda okuduğum en değerli edebiyat kitaplarından biri.
 Balzac’Bir Yaşamöyküsü/ Stefan Zweig/ Can Yayınları/ 506 sayfa

Stefan Zweig, (d. 28 Kasım 1881, Viyana, Avusturya – ö. 23 Şubat 1942, Petrópolis, Brezilya) Avusturyalı romancı, oyun yazarı, gazeteci ve biyografi yazarı.

Stefan Zweig 1900’lü yıllarda.

 

Babası varlıklı bir sanayici olan Stefan Zweig, küçük yaşlardan itibaren kültür ve edebiyat alanında eğitim görmeye başladı; İngilizce, Fransızca, İtalyanca, Latince ve Yunanca öğrendi. Viyana ve Berlin üniversitelerinde felsefe öğrenimi gördü. İlk şiirlerini lisedeyken, Hugo von Hofmannsthal’ın ve Rainer Maria Rilke’nin eserlerinin etkisiyle yazdı. 1901’den sonra Fransızca yazan Paul Verlaine ve Baudelaire’in şiirlerini Almancaya çevirdi. İsrail’in kurucusu Theodor Herzl ile tanıştı ve dost oldu.n Gazetelerde muhabirlik yaptı. 1907-1909 yılları arasında Seylan, Gwaliar, Kalküta, Benores, Rangun ve Kuzey Hindistan’ı gezdi, bunu, 1911’deki New York, Kanada, Panama, Küba ve Porto Riko’yu kapsayan Amerika yolculuğu izledi. 1914 yılında Belçika’ya Émile Verhaeren’in yanına gitti.

I. Dünya Savaşı’nda (1914-1917) gönüllü olarak Viyana’da savaş karargâhında “Savaş Arşivi”nde memur olarak çalıştı. Savaştan sonra Avusturya’ya dönerek Salzburg’a yerleşti. 1920 yılında, Frederike Von Winternit ile evlendi. Stefan Zweig Salzburg’da yaklaşık 20 yıl yaşadı. Kapuzinerberg’in yamacındaki villasında geçirdiği yıllar, Zweig’ın en verimli yıllarıdır. Kapuziner yokuşu, 5 numaradaki villayı, Friderike ile evli olduğu yıllarda satın aldı. Salzburg’da geçirdiği yıllardır Zweig’ı edebiyatta doruğa tırmandırdı, en güzel eserlerini, kente ve Salzach’a yukardan bakan iki katlı, ağaçlar arasına gizlenmiş villada yazdı. Kısa sürede ünlü insanlarla dostluk kurdu, onları sık sık Salzburg’da konuk etti. Romain Rolland, Thomas Mann, H.G. Wells, Hugo von Hoffmannstahl, James Joyce, Franz Werfel, Paul Valery, Arthur Schnitzler, Ravel, Toscanini ve Richard Strauss, Zweig’in konuğu oldu.

Salzburg’da geçen yıllarında Zweig, Avrupa’nın düşünsel birliği için ağırlığını koydu; makaleleriyle ve konferanslarıyla aşırılıklara karşı uyarılarda bulundu; diplomatik çevrelere, akıl ve sabır çağrısı yaptı. 1927’de Almanya’nın Münih şehrinde “Duygu Karmaşası”, “Yıldızın Parladığı Anlar” ve “Tarihsel Baş Minyatür” adlı kitapları yayımlandı, yine 1927’nin 20 Şubat tarihinde “Rilke’ye Veda” başlıklı konuşmasını yaptı. 1928’de Leo Tolstoy’un 100. Doğum Yıldönümü Kutlamaları’na katılmak üzere, Sovyetler Birliği’ne gitti.

1933’de, Nazilerin yakmaya başladıkları kitaplar arasında Yahudi kökenli Zweig’ın eserleri de yer alıyordu. 1934’te Gestapo’nun villasını basıp, silah araması üzerine Zweig ülkesini terk etmek zorunda kaldı ve İngiltere’ye, Londra’ya yerleşti. Ancak, kendini burada da rahat hissetmedi.

Zweig, 1937’de ilk karısı Frederike’den ayrıldı ve bir yıl sonra Portekiz’e yanında Lotte Altman adında bir kadınla gitti. O sıralarda Avusturya, Alman Reich’ına katılmıştı ve Zweig da İngiliz vatandaşlığına geçmek için müracaat etti. 1939’da “Kalbin Sabırsızlığı” adlı romanı yayımlandı ve Zweig da, Portekiz seyahatine birlikte çıktığı Lotte Altman ile evlendi. 1940’ta İngiliz tabiiyetine girdi, II. Dünya Savaşı sırasında New York’a, Arjantin’e, Paraguay’a ve Brezilya’ya gitti. Zweig konferanslar için gittiği Brezilya’ya yerleşmeye karar verdi. Orada ünlü “Bir Satranç Öyküsü”nü kaleme aldı. Stefan Zweig, 1941’de Montaigne üzerine çalışmaya başladı ve “Dünün Dünyası – Avrupa Anıları” adlı otobiyografisini kaleme aldı. “Dünün Dünyası” kitabı, 1900’lerin başında gençliğini yaşamış bir yazarın yaşadığı dünyanın asla eskisi gibi olmayacağını farkettiğinde eski günlere düzdüğü bir övgüdür.

Avrupa’nın içine düştüğü durumdan duyduğu üzüntü ve yaşamındaki düş kırıklıkları nedeniyle 22 Şubat 1942’de Rio de Janeiro’da, karısı Lotte ile birlikte intihar etti. Buna Hitler’in dünya düzenini kalıcı sanmasının verdiği karamsarlığın yanı sıra, kendi dünyasının asla bir daha varolmayacağı düşüncesi neden oldu.

Üretken bir yazar olan Zweig, birçok konuda denemeler yaptı. Lirik şiirler yazdı, trajedi ve dram türünde sahne eserleri denedi, özellikle biyografi alanında önemli eserler ortaya koydu. Freud ve psikolojiye olan ilgisi onu bu alana yöneltti. Biyografi alanındaki çalışmaları, dönemin birçok ünlü kişisinin hayatlarını gözler önüne serdi. Üç Büyük Usta: Balzac, Dickens, Dostoyevski; Kendi İçindeki Şeytanla Savaşanlar: Hölderlin, Kleist, Nietzsche; Romain Rolland; Marie Antoinette; Magellan, Stendhal, Erasmus, Fouche eserleri bu biyografilerden birkaçıdır.

  • Yürek Çöküntüsü (Varlık Yayınları, 1970)
  • Dünün Dünyası (Can Yayınları, 1985)
  • Bir Kadının Yirmi Dört Saati (Oda Yayınları, 1986)
  • Yarının Tarihi (Can Yayınları, 1991)
  • Kendileri ile Savaşanlar (1. Cilt) (İş Bankası Yayınları, 1991)
  • Üç Büyük Usta: Balzac, Dickens, Dostoyevski (2. Cilt) (İş Bankası Yayınları, 1991)
  • Kendi Hayatının Şiirini Yazanlar: Casanova, Stendhal, Tolstoy (3. Cilt) (İş Bankası Yayınları, 1991)
  • Lyon’da Düğün (Can Yayınları, 1992)
  • Yıldızın Parladığı Anlar (Can Yayınları, 1995)
  • Karışık Duygular (Milliyet Yayınları, 1995)
  • Satranç (Can Yayınları, 1997)
  • Günlükler (Can Yayınları, 1997)
  • Değişim Rüzgârı (Can Yayınları, 1998)
  • Calvin’e Karşı Castellio ya da Köleliğe Karşı Özgür Düşünce (Çiviyazıları Yayınları, 1998)
  • Fouche, Bir Politikacının Portresi (Can Yayınları, 1999)
  • Tehlikeli Merhamet (Babil Yayınları, 2000)
  • Amok Koşucusu (Can Yayınları, 2000)
  • Balzac, Bir Yaşam Öyküsü (Kabalcı Yayınları, 2002)
  • Magellan (Kabalcı Yayınları, 2002)
  • Freud ve Öğretisi (Papirüs Yayınları, 2003)
  • Yakıcı Sır (Evrensel Basın Yayın, 2004)
  • Ruh Yoluyla Tedavi (İmge Kitabevi Yayınları, 2005)
  • Mektuplaşmalar (Yordam Kitap, 2007)
  • Buluşmalar (Yordam Kitap, 2008)
  • kaynak.http://tr.wikipedia.org/wiki/Stefan_Zweig

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: