SAVAŞ

Boş zamanlarınızda kitap okumayın

Hakkari’de Bir Mevsim(O) – Ferit Edgü

Posted by savaska Ekim 9, 2011

.Hakkari’de Bir Mevsim(O) – Ferit Edgü, Sel yayıncılık, 2006, 198 sayfa

“Yolcu, bir gün yolunu
yitirirsen, artık eski yolunu bulmaya çalışma, yeni bir yol ara kendine.”

“Doğan günlebirlikte gereği düşünüldü
Yaşamak, yaşamayı sürdürebilnek için kişiliğini bulmak zorundasın.”(s.20)

“Bir kazazede, ya da yolunu şaşırmış bir denizciden bundan fazlasını bekleme, sen büyük yazarları okumaya alışık okuyucu.”(s.78)

“Ne kadar kısa yaşıyoruz/ Ne uzun ölüyoruz”(s.98)

XXXV / ALAADDİN
Alaaddin geliyor. Gece.
Hoca, benim kardeş hasta, diyor.
Nesi var? diyorum.
Ateşi var çok, diyor. Ölecek.
İlaç vereyim mi? diyorum.
Hayır, portakal ver, diyor.
Portakal yememiştir hiç.(s.137)

Kahraman, O. Adsız, bir kazazede, belki eski bir denizci. Hak. kentine sürgün. Kendine belki. Bir Kafka dehlizi. Sürrealist bir kurmaca. Bir o kadar gerçekçi.  İçimize, içimizden doğrultulan bir masal aynası, düşündüren. Şiirsel bir anlatım, cümlelerin şiirsel dizilişi ve kuruluşu. Yazınımızın kardelen bir anlatı örneği, şiir-romanı.

O, nasıl düştü Ora’ya. Nereye gitti bir mevsim sonra…. Başı ve sonu açık bir roman. Yaşağığımız coğrafyada, “Orda Bir Köy Var Uzakta”…  Dilini, kültürünü bilmediği bir yere kazayla düşen “biri”nin, kendini tanıması, yeni yaşama biçimleri denemesi. Bir Robenson belki, ama romantik değil…  Eğleceli vakit geçirmek isteyenlerin uzak durması gereken bir roman.

“Burda, gelen gelir,
alan alır, vuran vurur, vurulan ölür. Kim vurdu? Diye sorarsın. Kimse bilmez.
Herkes bilir. Hiçbiri ağzını açıp söylemez. Bırakırsın. Çünkü vuranı bir başkası
vurur. Diyeceksin ki, ‘Peki hukuk nerde, kanun nerde?’ Dağın hukuku, kanunuda
bu, Öğretmen.”

1976’da yayımlanan ilk romanı Kimse, bir yalnızlık destanıdır. Bir dağ köyünde, uçsuz bucaksız görünen karla kaplı ortamda roman kişisinin kendisiyle konuşmasından oluşur. Bir yıl sonra O yayımlanır. Daha sonra senaryosunu Onat Kutlar yazacak ve Hakkari’de Bir Mevsim adıyla filmi çekilecektir O’nun. Okuyucunun da edebiyat çevrelerinin de büyük ilgisini toplar Kimse ve O. Füsun Akatlı, “Her iki romanın da yazınımız için gerçek birer kazanç olduğunu söylemekten öte sözü uzatmayacağım” diye yazar örneğin; Fethi Naci, “Ferit Edgü’nün iki romanı da aydın-köylü ilişkisine yeni bir yaklaşım getiriyor, aşılmaz sanılan bir iletişimsizliğin aşılabileceğini gösteriyor” yorumunu yapar; Melih Cevdet Anday, “O’yu sadece gerçekçi bir roman saymak yetmez, gerçeğin inanılmaz bir düşe dönüştüğü, şaşırtıcı bir öyküdür… Ferit Edgü’nün gerçek bir yaşamı, roman yaşamına çevirmesindeki beceriye hayran oldum. Çünkü ‘O’ gözlem gücünü, anlatı ustalığından alıyor” der; Gürsel Aytaç, “O çağdaş Türk romanında anlatım tekniği ve roman kurgusu bakımından yeni ve özgün bir eser. Ferit Edgü, yazarlarımız arasında romanın sanat boyutunun en bilinçli savunucusu”diye tanımlar romanı ve yazarını.

……

VI / Han

Hanın dört odasından biri boştu.  Han sahibi, Eğer bir müşteri gelmezse tek başınıza geceleyebilirsiniz, dedi.  Odaya doğru ilerlediğimde, ardımdan, Pir. Köyünün yeni öğretmenisiniz, değil mi? diye sordu.  Tanrım! herkes tanıyor beni bu kentte.  Ya da herkes herkesi tanıyor.  Ben hariç.  Kendi dahil, kimseyi tanımayan ben hariç.  Bu kısa süre içinde şaşırmamaya alıştım.  Evet, dedim, ben o’yum.  Elimdeki paketlere bakıp,  Süryaniden mi? dedi.  Anlamadım, dedim.  Süryaniye mi uğradınız? dedi  Süryani kim? dedim.  Bizim kitapçı, dedi.  Ha, evet, kitapçı… Süryani midir? dedim.  Evet, dedi, kentimizin tek Süryanisi ve tek kitapçısı.  Süryani ne demek? Niçin Süryani? O Süryani ise sen kimsin? Ben kimim?  Sormadım. Hiçbir soru sormadım. Denizde de soru sorulmaz. Bazı deniz kurallarının (Soru sorma!) karlı dağ başlarında ya da susuz çöllerde de geçerli olacağını hiç düşünmemiştim. Ama denedim. Elimden başkası gelmediği için. Başkasını düşünemediğim için.  Odam hangisi? dedim yalnızca.  Burası, dedi.  Kapıyı açtı.   Yan yana konmuş dört demir karyola. Ortalarında bir tahta masa.  Masanın üstüne elimdeki kitapları, haritayı ve mührü bıraktım.  Han sahibinin odadan çıkmasını bekledim.  Çıkar çıkmaz da kapıyı kapadım. Sürgü, kilit gibi bir şeyler arandım. Ama kapıda, ne sürgü, ne kilit vardı.  Döndüm, masanın üstüne bıraktıklarımdan, ilkin haritayı aldım (denizci tutkusu).  Yuvarlanmış ve ipek bir iplikle bağlanmıştı.  Düğümü çözdüm. Kâğıt kıvrılıp toparlanmasın diye, bir yanına kitapları, bir yanına da mührü koydum. Tam incelemek için üstüne eğilmiştim ki kapı açıldı.  Ve içeri bir yabancı girdi.  Vali Bey sizi istiyor, dedi.  Vali mi? dedim. Olur gelirim.  Adam yerinden kımıldamadı.  Söyleyin kendisine birazdan gelirim, dedim.  Adam yerinden kımıldamadı.  Sesimi yükselterek, Sen git, ben gelirim, dedim.  Adam yerinden kımıldamadı.  Belli ki beni almadan gitmeyecekti.  Sesimi yükselterek, Sen git, ben gelirim, dedim.  Vali Bey sizi alıp gelmemi istedi, dedi.  Kitapları ve mührü kaldırdım. Haritayı sardım.  Valinin habercisi önde, ben arkada, çıktık.

…..

Düş görmek, düşlemek, bir güce sahip olmak demektir. Elindeki bu güçle çok şeyi değiştirebilir insan. Gizli kalmış nice şeyi bu güçle bulup ortaya koyabilir. Dilediği her şeyi denetimi altında tutabilir.” (Carlos Castenada – Journey to Ixtlan)

….

filmi de var

….

FERİT EDGÜ:

24 Şubat 1936’da İstanbul’da doğdu. İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü’nde eğitim görürken kazandığı bir sınavla Almanya’ya gitti. Oradan Fransa’ya geçti. 1959-1964 arasında Paris’te resim çalışmalarının yanısıra felsefe, sanat tarihi, seramik kurslarına katıldı. Askerliğini yedeksubay öğretmen olarak yaptı. 1 yıl daha Paris’te yaşadı. Türkiye’ye dönüşünde önce metin yazarlığı yaptı. Daha sonra DATA reklamcılık ve Ada yayıncılık şirketlerini kurdu. Yazın hayatına şiirle başladı. İlkşiiri 1952’de Kaynak dergisinde, ilk öyküsü 1954’te Yeni
Ufuklar dergisinde yayınlandı. Yazılarında edebiyatın konumu, yazarın özgün koşulları ve nitelikleri üzerine düşünceleriyle dikkat çekti.
Plastik sanatlar alanındaki deneme, eleştiri ve tartışmalarıyla ilgi uyandırdı. Romanlarında “niçin” sorusundan çok “nasıl” sorusu
üzerinde durdu. Çevresiyle uyum sağlayamayan bireyin sorunlarına eğildi. “O” adlı romanı,Onat Kutlar’ın senaryosuyla Erden Kıral tarafından “Hakkâri’de Bir Mevsim” adıyla filme çekildi. Film, 1983’te 33. Berlin Film Festivali’nde ve 1984’te 2.
Akdeniz Kültürleri Film Festivali’nde ödül aldı. Abidin Dino, Yüksel Arslan, Bedri Rahmi, Eren Eyüboğlu, Füreya, Aliye Berger ve
Ergin İnan’ın yaşamlarıyla ilgili araştırma kitapları da yayınladı.

Roman

Öykü

  • Kaçkınlar (1959)
  • Bozgun (1962)
  • Av (1968)
  • Bir Gemide (1978)
  • Çığlık (1982)
  • Binbir Hece (1991)
  • Doğu Öyküleri (1995)
  • İşte Deniz, Maria (1999)
  • Do Sesi (2002)
  • Avara Kasnak (2005)
  • Nijinski Öyküleri (2007)

Senaryo

Deneme

  • Tüm Ders Notları (1978)
  • Yazmak Eylemi (1980)
  • Şimdi Saat Kaç? (1986)
  • Yeni Ders Notları (1991)
  • Seyir Sözcükleri (1996)
  • Devam (2001)
  • Sözlü/ Yazılı (2003)
  • İnsanlık Halleri (2003)

Şiir

  • Ah Min-el Aşk (1978)
  • Dağ Şiirleri (1999)

Anı

  • Görsel Yolculuklar (2003)

Biyografi

  • Abidin (2003)
  • Avni Arbaş (2001)
  • Osman Hamdi-Bilinmeyen Resimleri (1986)

Çocuk Kitabı

  • Doğa Dostları (2004)

Ödülleri

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: