SAVAŞ

Boş zamanlarınızda kitap okumayın

Tante Rosa – Sevgi Soysal

Posted by savaska Mayıs 27, 2012

Tante Rosa – Sevgi Soysal, Bilgi yay.1980, 140sayfa

“(…) sen arzularına gem vuramayan günahkâr bir kızsın,” dedi, “içini öldürmeyi bilmiyorsun.”
“ben içimi öldüremem,” dedi rosa, “çünkü içim prensestir.”

“tante rosa bütün kadınca bilmeyişlerin tek adıdır”

Şimdi beklenen bir intihardır, bir uçurumdur, bir düşüştür. Şİmdi beklenen bir kocakarıın günah dolu bir hayatının sonunda sefilce can vermesidir. Yoksa şimdi beklenen günah çıkaramadan geberen bir günahkarın şen hayatı mıdır? Şİmdi beklenen bir başarı, bir mutluluk mudur? Hiçbir şey midir yoksa, hiçbir şey midir? Gemi düdükleri, fabrika düdükleri, birbirinin ayağına basıp ne günaydın, ne merhaba demeyen insan kalabalığına karışmak hiçbir şey midir? Nedir? Bir pazar günü barışsever bir katolik köyünde, Tante Rosa aforoz edilmişse bu nedir, beklenen son nedir?”(s.24)

“Tante Rosa aşkı beceremediğini biliyorsu. Bu alınyazısı değil, yeteneksizlik, salaklık, bu salaklığa da ancak gülünür. Her yeni aşka, yeni bir aptallıkla başlarsan sonunda orospudan beter olursun.”

“Öncesiz ve sonrasız, bağlantısız ve begesiz tükenivermek bir ağacın, bir evin, bir pabucun hakkıdır. Bir insanın, bir insanın ama, bir Rosa’nın niçin eskidiğini bilmem gerek, yeni Rosa’yı bunun üzerine kurmak gerek.”

“Ben unutmam ama, Tante Rosa’nın öldüğünü bir ben unutmam. Onu o dehlizlerden ben soktum çünkü. O Rosa ki her dehlize sokulabilir. O Rosa ki istenirse yaşar ve ölür. O Rosa ki şu şartlarda da bu şartlarda da yaşar. O Rosa ki acıklı da gülünç de olabilir. O Rosa ki ne bir nokta ne bir virgüldür. O Rosa ki başkası tarafından verilmiş bir ad, başkası tarafından çektirilmiş acılardır. O Rosa ki beceriksizliklerde ısrardır. O Rosa ki kimseye bir şey öğretemeyip, kimseden bir şey öğrenemeyendir. O Rosa ki düşünde kendi cenazesine gelenleri görüp kendi ölümüne ağlar. Onlar ki hep kendi ölümlerine ağlarlar, kendi yalnızlıklarına, kendi kadersizliklerine ağlarlar. İşte bütün bunları, o Rosa ile birlikte öldürdüm. Noktayı koyup düğümü çözmek için.”

“… sen bir otomobil misin, bir çamaşır makinası mısın, bir elektrik süpürgesi misin ki senden  bir önceki modelin bozukluklarından sıyrılmış olarak piyasaya sürülmek istiyorsun?…”

“Çıplaktık, yürüyorduk, utanmayı öğrenmemizle unutmamız bir olmuştu, çıplaktık yürüyorduk. Kimin sınava girdiği unutulmuştu, çıplaklık unutturucudur. biz unutmak için, kaçmak için soyunanlardandık, kaçmak için. oysa hatırlamak için soyunulur, hatırlamak için, yüzyıllardan beri unutulanları hatırlamak için. Neyin olmadığını, neyin olamayacağını hatırlamak için, yeniden başlamaya gücü olmak için, seçim yapmak için, seçim yapabilecek açıklığa kavuşabilmek için. Hayır demek için, evet demek için, başkaldırmak için, yakıp yıkmak için, barış için soyunulur, soyunulur. Tante rosa daha bir kez olsun bunlar için soyunmadı, bunlar için soyunmadı, bunlar için soyunulabildiğini düşünmedi, görmedi, bilmedi. tante rosa bütün kadınca bilmeyişlerin tek adıdır. işte unutmak için, neyi unutmak, neden kaçmak için, işte bunlar hiç bilinmiyor, bunları bilmek bile bir ad değiştirmektir, bir kılık değiştirmektir, neden kaçtığını, neyi unutmak için soyunulduğunu bilmek, sadece bunu bilmek, doğduğu anı bilmek, çıplak doğmuş olduğumuzu bilmek, çıplak öleceğimizi bilmek, hiçbir şeyi bilmemek ya da, ama hiçbir şey bilmediğini de bilmemek, yararsızlığı bilmek, yararsızlığı. Bunun için soyunmak ve suyun dibini görmek.”

Sevgi Sabuncu, birbirine bağladığı 14 parçada bir alınyazısının, bütün girişimlerinden başarısızlıkla çıkan bir kadının alınyazısının hikayesini anlatmaktadır. tante Rosa, ilk düş kırıklığına çocukluğunda at cambazı olmak istediğinde uğrar. Rahibeler okulunda “arzularına gem vuramayan günahkar bir kız” olduğu için “içinin öldüremediği için cezalandırılır. Namusu kirlenince evlenmek zorunda kalır, çocuklarını-kocasını terkeder ve köyün kilisesindce aforoz edilir.

Sizlerle Başbaşa,  Rosa’nın hayatından bir türlü çıkamayan dönemin kadın dergisi.

“Anamın büyük anasının adı Rosa,Bir Bavyera köyünde gerçekten aforoz edilmiş, çocuklarını, kocasını bırakıp büyük kente gitmiştir. At cambazı olmak isteyen, rahibeler okulundan kovulan teyzem… O büyük annemden başlayıp bende biten bir çizgidir.”(Sevgi Soysal)

“yalnız olmak, işsiz olmak, en kötüsü ölü bir noktada olmak durumu üzerinde pek düşünmeyenlerin, durumunu değiştirmeyi bilemeyenlerin, şu ya da bu çemberin içine girmemiş, girememiş bireylerin gebermekten başka hakkı yoktur”

Sevgi Soysal (d. 30 Eylül 1936, İstanbul – ö. 22 Kasım 1976, İstanbul) Türk yazar.

Aslen Selanik’li mimar-bürokrat bir babayla Alman bir annenin altı çocuğundan üçüncüsü olarak büyüyen Sevgi Yenen, 1952’de Ankara Kız Lisesi’ni bitirdi. Bir süre Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’nde Arkeoloji okudu.

1956 yılında şair ve çevirmen Özdemir Nutku ile evlendi, birlikte Almanya’ya gittiler. Göttingen Üniversitesi’nde arkeoloji ve tiyatro dersleri izledi. 1958’de Türkiye’ye döndü ve Korkut adını verdikleri bir oğlu oldu. 1960 ile 1961 tarihlerinde Ankara’da Alman Kültür Merkezi ve İrtibat Bürosu’nda ve Ankara Radyosu’nda çalıştı. Bu dönemde, toplum karşısında bireyin tedirginliğini öne çıkaran ‘‘yeni gerçeklik’’ akımından izler taşıyan öykü ve yazıları “Dost“, “Yelken“, “Ataç“, “Yeditepe” ve “Değişim” dergilerinde yayımlandı.

1961’de Ankara Meydan Sahnesi’nde Haldun Dormen’in yönettiği “Zafer Madalyası” adlı oyunda tek kadın rolünü oynadı. İlk öykü kitabı Tutkulu Perçem, 1962 yılında yayımlandı. “Zafer Madalyası” oyununda tanıştığı Başar Sabuncu ile 1965’te evlendi. Aynı yıl TRT’de program uzmanı olarak çalışmaya başladı. 1965-1969 yılları arasında “Papirüs” ve “Yeni Dergi“’de öyküleri yayımlandı. Bu arada tezini vererek arkeoloji diplomasını aldı. Teyzesi Rosel’in kişiliğinden yola çıkarak, birbirine bağlı öykülerden oluşan “Tante Rosa“’yı yazdı. Kadın-erkek ilişkisi ve evlilik temasını işlediği ilk romanı “Yürümek‘le TRT Sanat Ödülleri Yarışması Başarı Ödülü’nü kazandı.

12 Mart dönemi, Sevgi Soysal’ın hayatı ve yazarlığı üzerinde derin izler bırakan bir dönem oldu. Yürümek, müstehcenlik gerekçesiyle toplatıldı ve Sevgi Soysal, kısa bir tutukluluk ardından TRT’den ayrılmak zorunda kaldı. Anayasa profesörü Mümtaz Soysal’la, Soysal’ın komünizm propagandası yaptığı gerekçesiyle tutuklu kaldığı Mamak Cezaevi’nde evlendi. Siyasal nedenlerle tekrar tutuklandı ve sekiz ay Yıldırım Bölge’de, iki buçuk ay da sürgüne gönderildiği Adana’da kaldı. Cezaevinde yazdığı Yenişehir’de Bir Öğle Vakti adlı romanıyla 1974 yılında Orhan Kemal Roman Armağanı’nı kazandı. Kızları Defne Aralık 1973’te, Funda ise Mart 1975’te doğdu. Adana’da sürgünde bulunan bir kadının başından geçen olaylar etrafında 12 Mart’ı eleştirdiği romanı Şafak, 1975’te yayımlandı. Bu dönemde Anka Haber Ajansı ve Sosyalist Kültür Derneği’nin kuruluşunda rol aldı. Politika gazetesinde tefrika edilen cezaevi anıları Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu başlığıyla kitaplaştırıldı (1976).

Yakalandığı kanser hastalığı nedeniyle 1975 sonbaharında bir göğsü alındı. Hastalık izlenimlerini ve 12 Mart sonrası değişimi anlatan öykülerini topladığı Barış Adlı Çocuk, 1976’da yayımlandı. Eylül 1976’da bir ameliyat daha geçirdi ve tedavi için eşiyle birlikte Londra’ya gitti. Üzerinde çalıştığı son romanı Hoşgeldin Ölüm’ü tamamlayamadan 22 Kasım 1976’da İstanbul’da 40 yaşında öldü. Yeni Ortam ve Politika gazetelerine yazdığı yazılar, Bakmak (1977) adlı kitapta toplandı.

Eserleri:

  • Tutkulu Perçem
  • Tante Rosa
  • Yürümek
  • Yenişehir´de Bir Öğle Vakti
  • Barış Adlı Çocuk
  • Şafak
  • Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu
  • Bakmak
  • Hoş Geldin Ölüm     kaynak

 

Seni Seviyorum Rosa, yönetmenliğini Işıl Özgentürk’ün gerçekleştirdiği, 1992 yılı yapımı bir sinema filmidir. Yazar Sevgi Soysal‘ın 1968’de yazdığı, 1970 yılında TRT Sanat Ödülleri Yarışması’nda Başarı Ödülü kazanan “Tante Rosa” adlı romanından uyarlanmış, gösterime gidiği günlerde, eleştirmenlerden olumlu tepkiler almış, izleyici tarafından beğenilmiştir. 18 Eylül 1992 tarihinde gösterime giren film; aynı zamanda Işıl Özgentürk’ün ilk uzun metrajlı filmi olma özelliğini de taşımaktadır. Film, içlerinde oyuncu olmayanların da rol aldığı ilginç ve geniş kadrosuyla da dikkatleri üzerine toplamıştır. Seni Seviyorum Rosa, “SineMardin” adıyla bilinen Mardin Film Festivali‘nde yer almıştır.

 

 

Bir Yanıt to “Tante Rosa – Sevgi Soysal”

  1. Gorki said

    3 Anadolu Efsanesini de görmek isteriz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: