SAVAŞ

Boş zamanlarınızda kitap okumayın

Archive for the ‘Kitap’ Category

Okumadan ölmeyin….

yenişehir’de bir öğle vakti – Sevgi Soysal

Posted by savaska Nisan 7, 2013

yenişehir'de bir öğle vakti - Sevgi Soysal

 yenişehir’de bir öğle vakti – Sevgi Soysal, bilgi yay. roman, 298 sayfa

 Yenişehir’de bir öğle vakti. Yıkılmak üzere olan bir kavak(imgesel), sistem. Bir Türkiye resmi. Şafak romanındaki gibi kısa bir zaman diliminde geçiyor olaylar.

“Yemeler, sevmeler hep gizli saklı. Suyu bile çömelip arkalarını dönerek gizli içerler. Şu güzelim cenabı hakkın şaşırıp da bize verdiği gurban olunası hayatı bir suç gibi yaşarlar.”(s.251)

”Aysel, odaya girip çıkan polislere, çocukluğundan kalma hor görüyle bakıyordu. “Beni buraya getirdiniz de ne oldu? Yarın yine aynı yerde çalışmayacağım mı? Amiriniz yine bana gelmeyecek mi ? Onun bunun ekmeği ile oynamayı ekmek kapısı yapmışlar. Buraya getirirlerken eline kelepçe vuran polise, “fahişe yakalamak da iş mi ?” demiş, sonra polisin on yıldır bu işte olduğunu öğrenmişti.“ulan on yıldır fahişeligin kalktığını gördün mü ?” “görmedim”. ” eh , demek ki işin fuhuşla mücadele değil; tek başına fuhuş mu olurmuş ? biz kimlerle fuhuş yapıyoruz? senin büyüklerinle. onlarla mücadele etsene sıkıyorsa.”polis şaşkın şaşkın susmuştu.

“şunu iyice sok kafana : etimi satmadan para versinler, satmayayım . ama alıcı çıkıyorsa ben ne yapayım? aç mı kalayım para ödeyecek adam bulduktan sonra?”(s.268)

Yenişehir’de Bir Öğle Vakti, Sevgi Soysal’ın 1973 yılında yayımladığı romanıdır. Eserde, birbirinden bağımsız gibi görünen insan portrelerini zekice bir kurgu ile bir araya getirilmiştir. Ankara’da, çürüyen bir kavak ağacının yere düştüğü 1,5 saatlik bir zaman dilimi boyunca civarda olan insanların hikâyeleri birinin bittiği noktada diğeri başlayarak ve geriye doğru bakışlarla metin Yazının devamını oku »

Posted in Kitap, Yazar | Leave a Comment »

Yaseminler Tüter Mi Hala? – Alev Alatlı

Posted by savaska Nisan 7, 2013

YASEMINLER-TUTER-MI-HALA-Roman-Alev-ALATLI

Yaseminler Tüter Mi Hala? – Alev Alatlı, roman, boyut yay. 173 sayfa

Eleni Klo Morias/Naciye Arif…. Kıbrıs’ta yaşanan trajik bir yaşam öyküsü. Tecavüze uğrayan Eleni, Arif ile evlenir,Naciye olur, müslüman olur, dört çocuk doğurur; eltisinin iftirasına sorgusuz sualsiz ianan Arif , Naciye’yi evden kovar, yaşama tutunmaya çalışan Naciye tekrar Eleni olur ve Glofkos’la evlenir, dört çocuğunun özlemi içinde bir de kızı olur; Eleni’nin geçmişini öğrenince Glofkos…

Türk ve Rum, hristiyan ve müslüman kimlik çatışması… insanlık, aşk… 1950’li yılların Kıbrıs’ı…

Romanın kurmaca olayları eşliğinde , ” vakanüvis” başlıklı metinler dönemin Kıbrıs’ı hakkında bilgiler verir ve romanda anlatılanların gerçekliğini arttırır.

“taş da yumurtanın üstüne düşse, yumurta da taşın üstüne düşse olan yumurtaya olur.”Kıbrıs Rum atasözü

“Basılan ilk romanım Yaseminler Tüter mi, Hâlâ? Ocak, 1985’de çıktı… Öte yandan, Yaseminler Tüter mi, Hâlâ, Eleni olarak doğan, Naciye’ye dönüşen, Türk kocasına dört çocuk doğurduktan sonra eski Hisar göçmeni bir Anadolu Rum’u ile evlenen bir kadının sahiciye yakın hikâyesidir. Ben yazdığımda Kıbrıs ve Kıbrıs’a benimki türden bir yaklaşım moda değildi – kitap yerini tam bulmadı. Türkler fazla Yunan yanlısı, Yunanlılar fazla Türk yanlısı buldulardı – belki bundan sonra…”
– Alev Alatlı

Alev Alatlı (d. 1944, İzmir) Türk yazardır. Liseyi Tokyo’da okudu. Ekonomi & İstatistik lisansını ODTÜ’den, Ekonomi ve Ekonometri yüksek lisansını “Fulbright” bursu ile gittiği Vanderbilt Yazının devamını oku »

Posted in Kitap, Yazar | Leave a Comment »

Göçmüş Kediler Bahçesi – Bilge Karasu

Posted by savaska Mart 31, 2013

Göçmüş Kediler Bahçesi - Bilge Karasu

Göçmüş Kediler Bahçesi – Bilge Karasu,metis yay, 230 sayfa,

“Denizsiz kalmamak için gittiği her kıyıdan çakıllar, kavkılar taşırdı evine.”(s.31)

“Analarının ölüsünü törenle kaldırabilmeleri için çocukların sağ kalması gerekir. Kalmadıkları da görülür ama.”(Usta Beni Öldürsen E! s.106)

“yaşamama yardım edilmesi gerekecek günün gelmesinden korkarım, demişti sabah çaylarını içerlerken, ‘senin yaşamama yarım etmen gerekecek günün gelmesinden… Yardımsız kalmalıyım ki köpekler gibi öleyim, diyorum arada bir. Diyorum ya, yük olmanın acısı, yapayalnız yaşamaktan kötü mü değil mi bilemiyorum…”(s.116)

“Korku, örtmeğe en yatkın olduğumuz kirimiz, gizlemeğe en çok uğraştığımız kokumuzdur.”s.226)1968 -1979 yılları arasında yazılan kitap yazarın üçüncü kitabıdır. Eser “Avından El Alan, Geceden Geceye Arabayı Kaçıran Adam, Bir Ortaçağ Abdalı, Korkusuz Kirpiye Övgü, Yengece Övgü, Yağmurlu Kentin Güneşçisi, Dehlizde Giden Adam, ” Usta Beni Öldürsen E!”Bizim Denizimiz, Đncitmebeni, Alsemender, Bir Başka Tepe, Masalın Da Yırtılıverdiği Yer” adlı öykülerden ve bu öykülerle metaforik olarak ilişkili olan Göçmüş Kediler Bahçesi’nden oluşur. Bilge Karasu’nun bu eserinde biçim olarak dikkatimizi en çok çeken öykü, italik yazıyla yazılmış Göçmüş Kediler Bahçesi’dir. 13 parçaya ayrılmış bu öykü diğer öyküler arasına serpiştirilmiştir. Her parça kendisinden sonra gelen öyküyle metaforik bir ilişki içerisindedir. Birinci ve on üçüncü parçalar Yazının devamını oku »

Posted in Kitap, Yazar | Leave a Comment »

Heyulanın Dönüşü – Yiğit Bener

Posted by savaska Mart 31, 2013

heyulanın dönüşü Heyulanın Dönüşü – Yiğit Bener, 354 sayfa, Can Yayınları,2011, roman

“..sıradan müminle zengin tacirin aynı mabette dua etmelerinin bir sakıncası var elbette. Aynı tanrıya dua ettikleri yanılsamasına kapılıyorlar.”(s.56)

“Eğitim adını verdikleri bu beyin yıkama sistemine olan itirazım yüzünden , hiç yüz vermediğim tarih ve edebiyat dersleri başıma bela oldu.”(s.83)

“Yalanın hayatın her alanında resmileşerek, müfredatın belkemiğini oluşturduğu militarist ve bürokratik devletler kurmuş hurafe ve menkıbe toplumlarında, her birini çürütmek için cilt cilt ansiklopedi yazsanız yetmeyebilir… Çürütseniz dahi, koşullanmış beyinler tescilli yalanları, yüzleşemeyecekleri gerçeklere tercih etmeye devam edebilir.”(s.156)

“Hem, kötülüğün sorumluluğunu Şeytana yıkıp Tanrı’yı nasıl aklarız, eğer Şeytan’ı da o yaratmışsa?”(s.166)

“Ayrıksı olmak kimseye ayrıcalık sağlamaz.”(s.170)

“Tek tip giysiler çiziyordu kaderimizi: Pek meraklıydık giyim kuşam üzerinden kendimizi ve ötekini tanımlamaya. Zaten doğumdan başlayıp tüm yaşama yayılıyordu insanları tek tipleştirme süreci. Daha doğumevindeyken mavi ya da pembe üniformalara sokulup ayrıştırılmıyor muyduk?”(s.181) Yazının devamını oku »

Posted in Kitap, Yazar | Leave a Comment »

Uzunharmanlar’da Bir Davetsiz Misafir – Sezgin Kaymaz

Posted by savaska Mart 23, 2013

Uzunharmanlar'da Bir Davetsiz Misafir

Uzunharmanlar’da Bir Davetsiz Misafir – Sezgin Kaymaz, İletişim yay, 274 sayfa

Müthiş bir kurgusu var romanın. Kitap okumayı sevmeyene okumayı sevdirir. Fantastik, komik, sürükleyici bir roman. Sezgin Kaymaz’ın diğer kitaplarını da okuyacağım. Romanlarda olaylar iki zamanda geçmekte. Dış zaman 3 saat. Musa’nın trajikomik öyküsü… Hayaletlerin gerçek olduğu bir kurmaca gerçek. Elinden bırakmak istemiyor insan. Yeni romanı “Kün” de yayınlanmış  bu günlerde yazarın.

“Uzunharmanlar mahallesinde bir bekâr evi kiralayan Musa daha ilk geceden dehşete düşer. Gaipten sesler gelmekte, odalar kendiliğinden aydınlanıp kararmaktadır. Burası bir perili evdir galiba Ancak… Eğer hakikaten perili evse, mutlaka iyilik perilerinin merkezidir. Çünkü gaipten yalnızca ses değil çörek, börek, turşu, çay, temiz çamaşır, hatta tamirci bile gelmektedir. Ne yapacağını bilemeyen Musa, bir yandan olan biteni anlamaya çalışırken öbür yandan mahalle halkıyla tanışır. Üç kuşaktan doğma büyüme Ankaralı ‘Erzurumlu Teyze’ ve kahverengi horozu Rıza, ürkütücü ev sahibi Beyabi, komşunun koca bekleyen kızı Aylin, ‘baba adam’ kaportacı Kirkor, 7×24 burun karıştırma kapistesine sahip küçük Kemal, adı var kendi yok gizemli kadın Aspendos… Derken ortaya bir gizemli kadın daha çıkar ve Musa’nın kafası büsbütün karışır… Uzunharmanlar’da Bir Davetsiz Misafir hentbol dünyasının ünlü isimlerinden, genç millî takım ve Ankaragücü teknik direktörü Sezgin Kaymaz’ın ilk kitabı. Yer yer komik, baştan sona eğlendirici bir roman.”Arka Kapak

SEZGİN KAYMAZ: 1962’de Sinop’ta doğdu. Konya Anadolu Lisesi’ni bitirdi. Hacettepe Üniversitesi İngilizce Dilbilimi Bölümü’nü, Türkçe dersini veremediği için son sınıftan terk etti. 1976’dan itibaren oyuncu ve teknik direktör olarak hentbolla uğraştı. Türkiye Yazının devamını oku »

Posted in Kitap, Yazar | Leave a Comment »

Sinek Kadar Kocam Olsun Başımda Bulunsun – Hatice Meryem

Posted by savaska Mart 23, 2013

sinek kadar kocam olsun başımda bulunsun

Sinek Kadar Kocam Olsun Başımda Bulunsun – Hatice Meryem, İletişim yay,95 sayfa

Hatice Meryem’i bir Tv programında tanıdım, Sema Kaygusuz ile. Kadının Türk toplumunda var oluş savaşında bir kocaya sahip olma durumu üzerine öyküler…

Arka Kapak
“A kızım, sinek kadar kocan olsun, başında bulunsun; sinek kadar olsun ama olsun…”

Nasıldır mesela…
Bir ayyaşın karısı olmak… bir apartman kapıcısının karısı… bir tornacının… bir cücenin… bir imamın… bir kuryenin… bir marangozun karısı… gardiyanın karısı… kasabın karısı… çok genç bir adamın karısı… ince ruhlu bir adamın karısı… bir işçinin karısı… avare bir adamın… bir adamın ikinci karısı… bir demiryolcunun karısı… bir tüccarın… bir sünepe adamın… bir emeklinin… bir oburun… bir lüzumsuz adamın… bir şoparın… ilkaşkının karısı… bir saz aşığının… bir kader kurbanının… yakışıklı bir adamın karısı… bir şairin karısı… yaşlı bir adamın karısı… bir garibanın… babasının karısı… ya bir de oğlunun…

Nasıl bir yaşantıdır, neler hissettirir, nasıl katlanılır, safası nasıl sürülür, hayalleri nicedir…

Kuvvetli bir gerçekçilikle, ama mizahla, ama sevgiyle kurulmuş “eş durumu” fantezileri… “Kadınlık durumlarındaki” ezilmişliği, yoksunlukları, ama onunla beraber direnç ve “ayakta kalma” stratejilerini de yansıtan, yaşama heyecanı taşıyan iştahlı bir anlatı… Yazının devamını oku »

Posted in Kitap, Yazar | 1 Comment »

Sıfırlamak – Yiğit Okur

Posted by savaska Mart 16, 2013

sıfırlamak yiğit okur

Sıfırlamak – Yiğit Okur, Can yay. roman, 104 sayfa

“On bir-on iki yaşındaki bu yavrucakların önünde daha nice öğrenim serüveni vardı. Ortaokul, lise, üniversite… Kim bilir kaç sınav, kaç ilkbahar, kaç güz?.. Bütün bu süreçte, nicelik, nitelik farkıyla benzer sözler dinleyeceklerdi. Böyle böyle, içtensizliğin ustalığını öğreneceklerdi. Kendilerinin bile inanmadıklarını söyleye söyleye, sonunda yapaya alışacak, yapayı marifet sayacaklardı.”(s.18)

“Hiç şarkı söylemeden büyüdü. Hiç gülmeden yaşlandı.”(s.54)

Hüsamettin Bey’in alışık olmadığı yaşamın dışına çıkınca, sudan çıkan balığa dönmüş yaşamı… Her şeyi sıfırlamak mümkün mü? Reset tuşumuz var mı bizim…

Yiğit Okur, Türk yazar, avukat. (d. Erzincan, 1934) :1954 yılında Galatasaray Lisesi’ nden mezun oldu. 50’li yıllarda Varlık, Yenilik, Mavi dergilerinde şiirleri yayınlandı ve çeşitli roman, oyun çevirileri yaptı. 1958 yılında hukuk öğrenimi için İsviçre’de Cenevre Üniversitesi’ne gitti. 1965 yılında yurda döndükten sonra avukatlık yapmaya başladı. 40 yıllık bir aradan sonra Hulki Bey ve Arkadaşları romanıyla yazın dünyasına geri döndü. Yazının devamını oku »

Posted in Kitap, Yazar | Leave a Comment »

Yüzünde Bir Yer – Sema Kaygusuz

Posted by savaska Mart 3, 2013

yüzünde bir yer sema kaygusuz

Yüzünde Bir Yer – Sema Kaygusuz, Doğan kitap, 2009,167 sayfa

“Bir şeye ad vermek onu kendine alışmaya zorlamaktır.”(s.18)

“Madem yerimizde duramıyoruz, bir sesli bir sessiz iki harf gibi yan yana, dokunaklı bir çığlığın hecesi olalım ikimiz.”(s.25)

“İmanı sınanan bir babaya karşılık imanı feda edilen bir oğul…”(s.57)

“Kendi bilinmez yerlerini azapla tamamlıyordun.”(s.67)

“Hamaset zorbaların gölgesinde ürüyor. Her kahraman bir zorba matruşkasından çıkmış sanki.”(s.89)

“Seni uyumak zor. Hele beni düşündüğünü düşlemek, kendi alemimin kuytusundan yaşantını gözlemek eziyete dönüşüyor bazen. Sen zamanı eyliyor, ben burada kaburgalarının içine sıkışmış, günden güne ciğerine işleyen bir yara gibi zamanı içiyorum. Hep yalnız görüyorum seni… Dünyayla aramda aşılmaz bir duvar gibisin….. Ruhunu elinden kaçırmaktan korkan yaban insanların masum ürküntüsü var sende. Cahilliğin göz kamaştırıcı.”(s.103)

“İşte o zaman ateşten geçip çabucak sana gelmek istedim. Yüzünde bir yer açılmıştı,kendimi sığdırabileceğim.”(s.118) Yazının devamını oku »

Posted in Kitap, Yazar | Leave a Comment »

Ve Bir Pars, Hüzünle Kaybolur – Faruk Duman

Posted by savaska Mart 3, 2013

ve bir pars hüzünla kaybolur

   Ve Bir Pars, Hüzünle Kaybolur – Faruk Duman, Can yay, 2012,98 sayfa

”  Bana göre, güzellik, elinden asla kurtulamayacağımız bir şeydir. Dahası, güzellik kapısından girer, ölüm kapısından çıkarız. Bu nedenle, her şeyden önce, insan bu kapının önünde sessizce durabilmeyi öğrenmelidir. Sonunda, işte böyle olur: Güzel boyanır. Bir eşsiz kapıya dönüşür. Ve siste hüzünlü bir pars, ansızın kaybolur.”(s.39)

Ve Bir Pars, Hüzünle Kaybolur‘un kahramanı, yüksekokulu yarıda bırakmış, askerliğini yaptıktan sonra, annesinin ölümü üzerine çocukluğunu geçirdiği kasabaya dönmek zorunda kalmış bir genç. Günlerini ormanda gezintiler yaparak, tüm dikkatiyle doğanın sesini dinleyerek geçiriyor.

Ta ki bir parsa, bir de çocukluk aşkı Ceren’e rastlayana dek..

Faruk Duman (d. 1974, Ardahan) Türk öykü ve roman yazarı.

Ankara Dil ve Coğrafya Fakültesi Kütüphanecilik Bölümünden mezun oldu. Öyküleri, 1991 yılından beri Yazıt, Damar, Papirüs ve Adam Öykü gibi dergilerde yayınlandı. 1996 yılında Çankaya Belediyesi’nin Öykü-Şiir Yarışması’nda Çocuk Öyküleri dalında ikincilik aldı. Bu öyküleri daha sonra Mızıkçı Mızıka adıyla yayınlandı.[1][2] İlk öykü kitabı Seslerde Başka Sesler 1997 yılında yayınlandı. 1998’de Orhan Kemal ödülleri öykü dalında Yazının devamını oku »

Posted in Kitap, Yazar | Leave a Comment »

o pera’daki hayalet – Sezer Duru/Orhan Duru

Posted by savaska Şubat 24, 2013

o pera'daki hayalet

 o pera’daki hayalet -hz. Sezer Duru/Orhan Duru, YKY,161 sayfa,yaşantı

Hayalet Oğuz olarak bilinen  Oğuz Haluk Alplaçin’in hayatından kesitler, dostlarının anıları, Hayalet’in yazdıklarından örnekler… İlginç bir yaşam öyküsü.

Ne Rubbens’e göre çıplaklığın
Ne Renoir’lık.
Senin çıplaklığın başka türlü
Senin çıplaklığın Kızılaylık
Oğuz Haluk Alplaçin

 

 

“Oğuz istanbul’da yaşadı. oğuz bir dönemi yaşadı. incecikti. çeviriler yaptı, şiirler yazdı, dünyayı ve çevresini izledi. hiçbir zaman bir evi, tek bir sandalyesi bile olmadı, arkadaşlarının evinde kaldı. birlikte yaşadığı insanlar hep övgüyle andılar onu… üzerinde daima bir Yazının devamını oku »

Posted in Kitap | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: