SAVAŞ

Boş zamanlarınızda kitap okumayın

o pera’daki hayalet – Sezer Duru/Orhan Duru

Posted by savaska Şubat 24, 2013

o pera'daki hayalet

 o pera’daki hayalet -hz. Sezer Duru/Orhan Duru, YKY,161 sayfa,yaşantı

Hayalet Oğuz olarak bilinen  Oğuz Haluk Alplaçin’in hayatından kesitler, dostlarının anıları, Hayalet’in yazdıklarından örnekler… İlginç bir yaşam öyküsü.

Ne Rubbens’e göre çıplaklığın
Ne Renoir’lık.
Senin çıplaklığın başka türlü
Senin çıplaklığın Kızılaylık
Oğuz Haluk Alplaçin

 

 

“Oğuz istanbul’da yaşadı. oğuz bir dönemi yaşadı. incecikti. çeviriler yaptı, şiirler yazdı, dünyayı ve çevresini izledi. hiçbir zaman bir evi, tek bir sandalyesi bile olmadı, arkadaşlarının evinde kaldı. birlikte yaşadığı insanlar hep övgüyle andılar onu… üzerinde daima bir Yazının devamını oku »

Reklamlar

Posted in Kitap | Leave a Comment »

Kedi ve Ölüm – Erhan Bener

Posted by savaska Şubat 20, 2013

kedi ve ölüm

Kedi ve Ölüm – Erhan Bener, Ayrıntı yay, 2012,128 sayfa

Cumhuriyetin ilk yıllarında resim öğrenimini Avrupa’da yapan Ressam Zahit, üç ay sonra öleceğini öğrenir. Bir karabasan, boğazına çöken kara kedi, ölümle mücadele, bir buhran, eve giren kedinin hunharca öldürülmesi. Ölümü öldürmeye çalışan ölümlünün ızdırapları… Ölüm psikolojisi üzerine gerilimli bir roman. Erhan Bener için iyi bir başlangıç.

KEDİ VE ÖLÜM – Erhan Bener

 

Ayrıntı Yayınları, Türkçe edebiyatın usta kalemlerinden, 2007 yılında kaybettiğimiz Erhan Bener’in bütün eserlerini yayımlamaya başlıyor. 1929 yılında Kıbrıs’ta doğan, 1950 yılında Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun olduktan sonra girdiği Maliye Bakanlığı’nın çeşitli kademelerinde çalışmış, 1975 yılında Emekli Sandığı Genel Müdürü iken kendi isteğiyle emekliye ayrılıp kendini tamamen edebiyata adamıştır.

Erhan Bener uzun yazarlık serüvenine 1953 yılında yayımlanan Acemiler kitabıyla başlamıştı. Ayrıntı Yayınları da Bütün Eserleri’ne aynı kitapla başlamayı uygun bulmuştur. Bener’in 1953 yılında Acemiler’in yayımlanmasıyla başlayan ve Yalnızlar, Loş Ayna, Kedi ve Ölüm ve Baharla Gelen’in izlediği verimli ilk edebi döneminin ardından on yıllık bir edebi suskunluk, maliye kitapları yazdığı yoğun mesleki  çalışmalar dönemi vardır. Yazının devamını oku »

Posted in Kitap, Yazar | Leave a Comment »

Peygamberin Son Beş Günü – Tahsin Yücel

Posted by savaska Şubat 16, 2013

peyamberin son beş günü

Peygamberin Son Beş Günü- Tahsin Yücel, Can Yay. 308 sayfa

Fehmi Gülmez, Rahmi Sönmez, Feride, Nazım…  Devrimci ozan Rahmi Sönmez, nam-ı diğer Peygamber. İki arkadaş Fehmi ve Rahmi, aynı okula giderler, aynı kıza aşık olurlar.  Feride’den öğrenirler devrimci mücadeleyi. Feride’nin ölümünden sonra Rahmi içine kapanır, Fehmi kapitalist olur.  Rahminin eski aşkı Rahmi’ye ve Feride’nin kızına bakar. Feride’nin kızı Feride gibi, Torunu Nazım’ı da devrimci olarak yetiştirmek ister, ama başaramaz, Rahmi. Bütün arkadaşları tutuklanır, Rahmi tutuklanmaz. BU durum, çevresinde hoş karşılanmaz. Fehmi büyük adam olmuştur ve eli hep Rahmi’nin üstündedir. Nazım, dışardan göründüğü gibi değildir, silahlı mücadele içindedir. Rahmi bunu öğrenince inanamaz, kendini sorgular… Kendinde değildir. Tahsin Yücel’in şiirsel, sade Türkçesi.  Devrime inanan Rahmi Sönmez’in, Peygamber’in trajik hikayesi….

Tahsin Yücel(1933- ) Türk öykü ve roman yazarı, denemeci, eleştirmen ve çevirmendir.

Kunduracı olan Ahment Yücel’le Nuriye Münevver Hanım’ın oğludur. İlköğrenimini Elbistan Gazi Paşa İlkokulu’nda tamamladıktan sonra 1945’te İstanbul’a gelmiştir. Burada; 1953’te Galatasaray Lisesi’ni, 1960’da da İÜEF Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. Fakülteyi bitirdikten sonra, orda kalmayı tercih etti ve 1969’da doktorluk, 1972’de doçentlik, 1978’de de profesörlük ünvanlarını aldı. 2000 yılına kadar buarda kaldıktan sonra emekliliğe ayrıldı. Şu anda İstanbul’da yaşamaktadır. Yazının devamını oku »

Posted in Kitap, Yazar | Leave a Comment »

Baba, Oğul ve Kutsal Roman – Murat Gülsoy

Posted by savaska Ocak 15, 2013

baba oğul ve kutsal romanBaba, Oğul ve Kutsal Roman – Murat Gülsoy, Can yay, roman, 2012, 249 sayfa

“…yaşanırken yazılan, yazılırken yaşanan bir roman yazmaya koyuldum? Roman denirse tabiii”(s.136)

Gollum, Olric, Tanpınar,Nabokov, Poe, O.Pamuk, Hugo, Alev Alatlı, Attila İlhan, Camus, O.Atay, Kafka…

“Kahve telvesinden yapılmış bir dünyanın başında durmuş konuşan iki insan.”(s.37)

“Dokunulmadığında stand-by’a geçen bilgisayarlara benziyor insanlar da.”(s.42)

“-Beni nereden tanıyor?

-Rüyasında görmüş.”(s.128)

” Oysa beden ne kadar da arzu dolu zarif ve zayıf bir hayvandır.”(s.145)

“Burada tam bu noktada aklıma gelenlere bak. Bu bir roman sahnesi olsaydı kahramanıma neler hissettirirdim?  Tabi kahramanın kim olduğuna bağlı. Aslında bir süre sonra bu sahne bir romanın parçası haline gelmeyecek mi? Hani yazıyordunuz ya efendimiz: yazarken yaşanan, yaşanırken yazılan müthiş romanınısss…”(s.166)

“…Üstelik şu anda final sahnesinde bunun bir roman olduğunu fark ediyordum ki bu da benim sevdiğim tarzda bir edebi bir oyundur.”(s.208)

“Rüyasında özgür ve mutlu olduğunu gören bir mahpusa dönüştüm.”(s.220)

“Kendi evimin adamı, kendi labirentimin öküz başı oldum.”(s.226) Yazının devamını oku »

Posted in Kitap, Yazar | Leave a Comment »

Elveda Alyoşa – Oya Baydar

Posted by savaska Ocak 9, 2013

elveda alyoşaElveda Alyoşa – Oya Baydar, Can Yay. 8. Baskı, 147 sayfa, öykü

“Bugün, içimde incecik bir hüzün, seni düşündüm Alyoşa. Oysa aramızda hüzne en yabancı olan sendin.”(s.35) “Her şey yıkılıyor… Duvarlar, kaleler, şatolar, yıldızlar, heykeller, hayaller, inançlar ,değerler, geçmişe bağlanan her şey… Her şey tuzla buz, paramparça… Merhaba yeni dünya! Elveda Alyoşa!..”(s.38)

“Hep birlikte, ama tek tek ve yapayalnız yürüdüğümüz, sendelediğimiz, düştüğümüz, sonra yine toparlanıp aştığımız, sonuna bir türlü varamadığımız yolların hüznü.”(s.49)

“Unutmuşum… Düğünler yapılırdı cenaze törenlerinin ardından. Sevişilirdi iki ölüm arasında. sadece yayın, bildiri değil, silah da taşırdı genç gelinler. Unutmuşum genç yüreklerin ölmeyi bildiği gibi sevmeyi de bildiğini. Ne çok şey unutmuşum, ne çok şey yitirmişim buralarda, bu yabancı ırmakların kenarlarında, bu yabancı kentlerin sokaklarında…”(s.51)

“Ve henüz acılar, aşk acıları, tutkular bir gönül boyu, geçmiş kısacıktı. Gelecek yaşanmamıştı daha.”(s.79)

“Sizin olan, saklı, güzel, sıcak olan ne varsa hepsi, şimdi ‘vatan hainleri’ yakalamaya çıkmış şu insanların hazinesidir artık.”(s.91) Yazının devamını oku »

Posted in Kitap, Yazar | Leave a Comment »

Ahraz – Deniz Gezgin

Posted by savaska Ocak 6, 2013

AHRAZAhrazDeniz Gezgin, Sel yay. 2012, 157 sayfa, roman

“Şeytan yükümüzü sırtlanan günah keçisi değilse nedir?” diye başlıyor roman ve Şeytan’ın cennetten kovuluş hikayesi ve şeytanlaşan ve şeytanı öteki insanlarda arayan insan… Mitolojik bir anlatı. Bitki Mitosları, Hayvan Mitosları, Su Mitosları adlı eserlerinden sonra mitolojiyi romanlaştıran Deniz Gezgi’in ilk romanı, Ahraz. “İnsan başlı başına bir mitolojidir.” İfrit Adile ve onun piç oğlu İsrafil. Adile’yi ifrite dönüştüren, ötekileştiren ve sonra onu öteki, ifrit diye dışlayan bir toplum. İnsan bir yalan uydurur ve kendisi de ona inanır. Adile’ye gün yüzü göstermeyen kasabalı, onun nasıl hamile kaldığını sorgulama gereği bile duymaz. İsrafil doğar, hastalanır, kimse yardımcı olmaz. Ateşten ahraz kalır, İsrafil. Belki kasabalı kötülük yapma zevkiyle, iyilik yapmıştır, tüm kötülüklerine karşı insanlığın, ahraz olmasına neden olarak, İsrafil’e. O İsrafil ki, bir balığın canını almaya bile dayanamaz. Yusuf’tur, elinden tutan ilk. ve bir köpek. Hikayelerinde hep yara vardır. ve yaralarından tanırlar birbirlerini… Sonra Marika, yüreğinde açan çiçek İsrafil’in….

“babasız oğlanlar yüzlerinde anasoylu bir iz taşırlar. ağızlarının kenarında yuvarlak mahcup bir yay ve başları bir tarafa eğimlidir; günaşık gibidirler.”(s.60)

“… birbirlerini doğum yaralarından biliyorlardı.”(s.68) Yazının devamını oku »

Posted in Kitap, Yazar | Leave a Comment »

öğrenci törless’in bunalımları – Robert Musil

Posted by savaska Ocak 6, 2013

öğrenci törless'in bunalımlarıöğrenci törless’in bunalımları – Robert Musil, çev. Kamuran Şipal, alakarga yayınları, 2012, 230 sayfa

İyi bir eğitim alması için yatılı okula gönderilir törless. Orada karşılaştığı Reiting, Beineberg, içlerindeki kötülüğü adalet maskesiyle açığa çıkartırlar. Basini hırsızlık yapmuştır ve yargılama vazifesi Reiting ve Beineberg’e düşmüştür. Önceleri olanları sessizce izleyen törless, Basini’ye karşı ilgi duyar. Karışık düşünceler, duygular çıkmazında bocalar. Duygularından korkar, iğrenir Basini’den. Cezalar dayanılmaz olunca Basini, suçunu idareye söyler. Ancak törless’in durumu belirsizdir. törless, matematiksel felsefik bir konuşma yapar, okul idaresi, artık bu okulun törless’e faydalı olamayacağını düşünür, bunu da bir mektupla ailesine bildirir. Elbet bu kadar değil, anlatılanlar. Büyümenin, kimliğinin farkına varırken insanın çektiği acı. İnsanın ne kadar kötü olduğu, olabileceği. Bize insanı yargılama hakkını veren kim. Susarak biz yaratmıyor muyuz yargıçları. Bunalım değil mi zaten yaşam düşününce. ve yaşayınca düşünerek.

Modern romanın öncülerinden Robert Musil’in ilk büyük yapıtı Öğrenci Törless’in Bunalımları. Niteliksiz Adam’a bir basamak belki. Yazının devamını oku »

Posted in Kitap, Yazar | Leave a Comment »

Dublörün Dilemması – Murat Menteş

Posted by savaska Eylül 4, 2012

 Dublörün Dilemması – Murat Menteş, İletişim yay, 263 sayfa

http://www.youtube.com/watch?v=sJqUbb-WuPQ

“Canımın İçi, böyle şeyler yalnızca romanlarda olur.” Cüneyt Arkın/Sıkı Dur Geliyorum, 1964

Nuh Tufan, İbrahim Kurban, Ferruh Ferman, Umur Samaz, Rıza Silahlıpoda, Dialara Dilemma, Baretta, habip Hobo…

“Sütlü kahve “Saçları, asma dalı omuzlarından usulca akıyordu… Dudakları buzulda yetişmiş bir elmanın kabukları kadar parlaktı.”(s.18)

“Araba, kafası kesik bir kuğu gibi akarak sessizce durdu.”(s.48)

“Ve hepimiz biliyoruz: Dostlarımız, biz caddenin kenarında alevler içinde yanarken, karşıya geçip üstümüze işemeye üşenen kimselerdir.”(s.49)

“İmkansız, reddedilmiş mümkündür ve kuzeye gidildikçe imkansızlar çoğalır.”(s.69)

“Arkadaşınız ne kadar zenginse, size o kadar pahalıya malolur.”(s.91)

“Unutma Nuh’um, aşk, insanın şahsiyetini pekiştirir. Çünkü hayatın manası, aşk bohçasında gelen bir hediyedir. Mevcudiyetinin hakkını vermek, hiç değilse bulmak isteyn insan yalnızca aşka müracaat edebilir.”(s.95) Yazının devamını oku »

Posted in Kitap, Yazar | Leave a Comment »

Issızlığın Ortasında – Mehmet Eroğlu

Posted by savaska Ağustos 29, 2012

Issızlığın Ortasında – Mehmet Eroğlu, Can Yay, 1984, 357 sayfa

“İlk kez, onun bir Rum ve bir papaz değil, bir insan olduğuu düşünüyorum.”(s.46)

“Bir şeye inanmak? İnanç; içinde sonsuz tartışmalar, ansızın gelen acılar ve korkular barındıran o iğrenç sözcük. Papaz, ‘Nefret etsen de dünyanın bir şeylere inanan insanlarla var olduğunu kabul etmelisin.’ demişti. Gerçek bu mu, yoksa inanç inanç insanların kendilerine eziyet etmek için buldukları bir tür ceza mı? Halit için hapishane, Zafer için belli olmayan bir son.”(s.83)

“insan olmak, içimden bir yerden, acıtıyor beni.”(s.85)

“Dünyayı değiştirecektik ama değiştirmeye çalıştığımız dünyanın ne denli değiştiğini anlayamadık. Oysa artık kimsenin kahramanlara aldırdığı yok.”(s.114)

Geç kalmış bir ölüyüm ben. Nalan haklı. Gövdemi bir ceset gibi taşıyarak evin yolunu tutuyorum.”(s.119)

“hayat, insanlığın içine düştüğü kuyudan kurtulma çabasıdır.”(s.122)

“İnsan olmak bütün evrenin sorumluluğunu içinde duymak demektir.”(s.142)

Dolgoriyki, Katerina İvanovna…. Dostoyevski kahramanları…

“İnsanın gideceği, varacağı bir yer kalmamışken içine dönmesi kadar doğal ne olabilir.” (s.194) Yazının devamını oku »

Posted in Kitap, Yazar | Leave a Comment »

Tol – Murat Uyurkulak

Posted by savaska Ağustos 16, 2012

 Tol – Murat Uyurkulak, roman, Metis yay, 9. baskı, Aralık 2011, 262 sayfa.

“Devrim, vaktiyle bir ihtimaldi ve çok güzeldi.”(s.11)

“Ruhuma bir hayat yakıştıramadım.”(s.11)

Musahhih Yusuf, hayatın eşiğinden dönmek üzereyken; Şair ile bir trenin kompartımanında Diyarbakır’a yolculuk ederken bulur kendini ve Şair’in hikayeleri çerçevesinde geçmişine, Türkiye’nin 68 kuşağına, devrime, mücadeleye, faşizme, aşka, derin devlete, darbelere, … yolculuk. Ve bombalar patlamaktadır canlı yayında. Hacimli bir ilk roman Tol. Tol, kürtçede “orospu” demekmiş.

“Bir zamanlar asra manşettim, şimdi 11 puntoyum..”(s.17)

“Yakalanmıştım, yaşamayı denerken yakalanmıştım.”(s.23)

“Her anlaşılmamış peygamber gibi, celladımı bekliyorum.”(s.111)

“Yoksulduk. Pasteldi. Aksi mümkün değildi.”(s.137)

“Fani kelime, dürüst mavzer aşkına, ey acı nasıl bir alışkanlıksın sen?”(s.138)

“Ne gariptir ki, ülke yıkılrken, devam ediyordu maçlar.”(s.225)

Altı çizilecek çok satır var, ikinci kez okuyacağım mutlaka kaçırdığım cümleler için. “Rica ederim, çok faşistsiniz.” “Dünyanın bütün aşlıkları Yazının devamını oku »

Posted in Kitap, Yazar | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: